Burçin Arslan

İnsan kendine hakim olmanın paha biçilmez bir değer olduğunu zamanla öğrenecektir. Hayattan ne istediğimiz, ne olacağımız, ha­yatta oynayacağımız rol kendine hakim olmaya bağlıdır. İnsanlardan beklediklerimiz ve insanlara vereceğimiz değer sabırdan geçiyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Goethe, Faust eserini oluşturmak için tam otuz yıl boyunca yanında dolaştırır. Bu süre boyunca tohum toprak altında olgunlaşmakta, büyümekte, gitgide derine inip kök salmakta, diplerde ihtiyacı olan şaheseri oluşturan can suyunu arayıp bulmaktadır.
Modern hayat şart­ları ruh dünyamızı yok etmeye ve zihnimizi meşgul etmeye gayret eder. İletişimin kolaylaşması, seyahat sıklığı, gezme alışkanlığı düşüncelerimizi dağıtmaya sebep olur. Okuma­ ya zaman bile bulamayız. Coşkulu ama bir o kadar da boş bir hayat yaşıyoruz. Günlük gazetelerin yaydığı sahte telaş, dünyanın dört bir yanından gelen üçüncü sayfa haberleri yığını, bazı in­sanları okumanın ne kadar da yararsız bir şey olduğu duygu­suna sevk eder.
Araplar büyük bir imparatorluk kurdular ama koru­ mayı başaramadılar. Çünkü ülke yönetimi için gerekli olan düzeni, yolları, okulları ve sanayii kuramadılar. Aynı şekil­ de, tüm tembel öğrenciler, sınavların yaklaşmasıyla kırbaç­ lanmış gibi çalışırlar. Oysa eksik olan aylarca ve yıllarca az ama düzenli çalışmadır.
Mücadele etmeden mutlu olunmaz, her mutluluk az çok bir çaba ister. Kitap okumak, müze ziyareti, ormanda do­laşmak hep bir teşebbüs gerektiren zevklerdir. Ayrıca, tem­belin kendini mahrum bıraktığı zevkler istediğiniz kadar tekrarlanabilen ve çaba gerektiren etkinliklerdir. Tembeller yumruklarını sıkmadıkları için mutluluğun avuçlarının içinden kaçıp gitmesini seyrederler. Saint Jerome, bu ki­şileri ellerinde kılıçları havada bekleyen ama hiçbir zaman indirmeyen gravür heykel askerlere benzetir.