Yaratılan her şeyi her zaman tümüyle anlamak mümkün değildir. Mesela ben bir kağıda resim çizebilir veya boya yapabilirim. Ama bu, çizdiğim şey olmayı anlıyorum anlamına gelmez. Zaten çizdiğim şey canlı değil ki. Tuhaf olan da bu: Ben canlıyım.
Sanırım yalnızlığınızın gerçekten farkına vardığınızda çoğu zaman paniğe kapılırsınız. Bundan kurtulmak için apar topar kaçar, gruplara -klüplere, derneklere, takımlara, kalıplara sığınırsınız. Birdenbire tıpatıp ötekiler gibi giyinmeye başlarsınız. Aslında görünmez olmanın bir yoludur bu. Kot pantolonunuzun delik yerlerine yama koyma biçimi bile sizin için son derece önemli bir şey haline gelir. Çünkü yanlış yamadığınızda bir olamazsınız. Bir olmanız gerekir. Aslında tuhaf bir söz bu, biliyor musunuz. "Bir." Neyle bir? Onlarla bir. Ötekilerle bir. Hep birlikte. Sayıların güvenliği. Ben, ben değilim. Ben, bir başarı belgesiyim. Popüler bir çocuğum ben. Ben, arkadaşlarımın arkadaşıyım. Honda marka bir motorun siyah derisiyim ben. Bir üyeyim ben. Bir yeni yetmeyim. Siz beni göremezsiniz. Tek gördüğünüz, biz. Biz güvenlikteyiz.
Yaşam üzerine konuştuk. Yaşamın anlamı nedir diye sorular sormanın bir yararı olmadığına karar verdik; çünkü yaşam bir yanıt değil, bir sorudur ve yaşamın yanıtı siz, kendinizsinizdir.
Natalie Field ile yaptığım konuşmayı kelimesi kelimesi ne aktarmamın nedeni, bu önemsiz konuşmanın benim için son derece önemli olması idi. Önemsiz bir şeyin bu kadar önemli olması da önemli bir şey!