Sözün kısası tiyatrolar insanların gücüne göre yapılmıştı. Ancak bütün insanlar tiyatro istiyorlardı; çünkü hepsi tutkulu birer seyirci ve dinleyiciydi. Seyirciler, heyecanlı olsun, komik olsun, sahnedekileri kendi günlük hayatlarından gizemli bir biçimde daha gerçekmiş gibi görüyorlardı. Başka gerçeği izlemeyi seviyorlardı.
" Tabii ki seni orada bir zamanlar sevdiğin adamla dururken görmek kolay olmadı ama Kailey, o senin geçmişindi. Sen bana gelecek için söz verdin. Duyguların hala aynıysa, ben seninle gelecek yolculuğumuza devam etmek istiyorum."
Şüpheli bir şekilde, "Acaba gerçekten öyle mi?" dedim. "Emin değilim. Belki de iyi şeylerin doğasında vardır bu. Onlara sadece bir an sahip olabiliyoruzdur." Yazın açan ve solan çiçekleri, sonbaharda altının tonlarına bürünen sonra da dallarından dökülen yaprakları düşündüm. Vefat eden anne babaları. Yitip giden aşkları. Dünyada da, benim hayatımda da altın hiçbir şey kalmıyordu geriye.