Kitabı okumayı dün bitirdim, iki günde akıp gitti. Çok fazla kitap detayına inmeyeceğim, insanda yarattığı hisler üzerine yazmak istedim incelememi. Dünden beri sorgu hali içindeyim, nasıl bu kadar geç kalırım bu kitaba diye sorguluyorum kendimi.
Asıl sorgular kitabın satır aralarında gizli tabi, neredeyse her sayfasında ayrı konuda aydınlandığım bir kitap oldu. Gülseren Budayıcıoğlu ile de bu vesileyle tanışmış oldum geç oldu ama olsun her şeyin bi zamanı vardır demek ki bu zamanmış doğru zaman.
Kitabı en genel haliyle gözlemleyecek olursam aldatmak ve aldatılmak üzerine ciddi bir analiz yapabilmeyi sunuyor okuyucuya.. Hep sorardım "Nedir bu erkeklerin aldatma merakı? Neden aldatmayı marifet olarak görürler ve bununla övünürler? Kadınlar onlar için nasıl skor haline gelir?" diye, bu kitapla biraz olsun nedenini anlayabildim. Zaman zaman çok kızdım Kenan'a, Fadi'ye ve Handan'a ama sonra hepsi için ayrı ayrı üzüldüm. Ve nasıl olduğunu anlayamadığım bi şekilde en çok Kenan'a üzüldüm.
Geçmişi hiç bir zaman yok sayamadığımızı da gözler önüne seriyor Gülseren Hanım, geçmişten saklanamayız, kaçamayız..
Umut hep vardır, umarım gerçek umutlarımız olur her zaman..
Ayşe Kulin bana fikrine güvendiğim arkadaşlarımdan çok tavsiye edilen bir yazar, okuduğum kitapları arasında (Köprü, Adı Aylin, Sevdalinka, Kördüğüm) en çok Adı Aylin'i beğendim o kitaptaki dili oldukça akıcı ve sadeydi.
Diğer kitaplarındaki dili de oldukça sade fakat hikayeleri beni kendine çekmedi. Kördüğüm'e gelecek olursak..
Kördüğüm'de hikaye beni başta o kadar etkiledi ve merak uyandırdı ki böyle bir son gerçekten beklemiyordum. Sona geldiğimde 'ee bitti mi?' dedim. Kitap hep gelişmeye geçecekmiş gibi akıyor ve bir anda bitiyor. Bu anlamda beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu. Okumak biraz zaman kaybı bence, tüm hikaye oldukça yüzeysel anlatılıp bitiyor.