Öylece birbirimize baktık; tek kelime etmeden. Birbirimizi dinleyip dinlemediğimize, anlayıp anlamadığımıza bakmadan, bir cevap beklemeden. İnsanların konuşmadan da anlaşabileceğine Ken-nan’ın kederle bakan yüzünde inandım o gece.
Eski sevgililer bazen kalbimizin en dar, en ince kılcal damarlarından sızar; yılların tuzuyla birleşen gözyaşı kanallarına, içimizdeki bıraktıkları o boşluğa yerleşirlerdi. Adına özlemek denilen, unutturmayan o ıslaklık… Ne kadar istersek
isteyelim çekip gitmezdi.
İnsan yalnızlığa yazgılı bir varlıktı. Benim içime dokunansa insanın yalnızlığa yazgılı bir varlık olması değil, yazgısını bu kadar derin bir yerden bilmeseydi.