Burak Çuhadar

Burak Çuhadar
@Burkowski
Öğrenci
Hukuk Fakültesi
Elazığ
4 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
6/10
·211 syf.··
2020 48. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 01:44
*Bu yazı spoiler içermektedir.* Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere geçtiğimiz iki gün içerisinde okumuş olduğum Kırmızı Saçlı Kadın'dan bahsetmek istiyorum. Bu kitap Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk ile tanışma kitabım oldu. Yazarın kitapta kullandığı cümle yapıları, kelime seçimleri, basit ve akıcı olay örgüsü gibi etmenler bir araya gelince okunması oldukça kolay bir kitabın ortaya çıktığını söyleyebilirim. Kitabımızda Cem adında liseli bir gencin yaşça kendinden oldukça büyük kırmızı saçlı bir kadına duymuş olduğu tutku ve bu tutkunun yol açtığı efsanevi olaylar silsilesini görüyoruz. Kullanmış olduğum efsanevi sözcüğünün sebebi, olayların geçmişte yaşanmış olan Kral Oidipus ile Rüstem ve Sührab efsanelerini aratmıyor olmasından geliyor. Kitapta baba ile oğul arasındaki kopukluk, otorite savaşı bu destansı hikayeler üzerinden işlenip bizlere aktarılıyor. Cem'in dershane masraflarını çıkarmak için kuyucu Mahmut Usta'yla birlikte Öngören adlı kasabaya gitmesi ve kasabada hayatının her haliyle değiştiği zamana kadar olan kısım oldukça hoşuma gitti diyebilirim. Cem'in kasabadaki kırmızı saçlı tiyatrocu kadına duyduğu büyük tutku sürpriz bir birliktelikle sonuçlanınca bu olay genç kahramanımızın aklını başından alır. Mahmut Usta kuyudayken Cem anlık bir dikkatsizlikle kum dolu kovayı aşağıya düşürür ve korkuyla beraber kasabayı terk eder. Bu olay baba ile oğul arasındaki otorite savaşının yansıması gibidir. Çünkü Cem, bazen babası gibi gördüğü ustasını kuyuda öylece bir başına bırakır. İkinci kısımda ise üzerinden yıllar geçen olayların çözümlenmesine tanık oluruz. Kitapta sıklıkla bahsedilen Kral Oidipus ile Rüstem ve Sührab efsanelerinin adım adım gerçekleşmesi ve yaşanılan her şeyin aynen efsanelerde olduğu gibi tecelli etmesi bizi normal şartlar altında şaşırtacak
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·214 syf.··
2020 42. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Yaban adlı romanla ilgili görüşlerimi bu incelememde sizlerle paylaşmak istedim. Yaban, Yakup Kadri Karosmanoğlu'nun belki estetik olarak olmasa da düşünsel olarak başyapıtı sayılabilecek kitabıdır. Yakup Kadri de kitabının ön sözünde eseri yazış amacının kaleminin kuvvetini göstermek olmadığını söylemektedir. Kitabın yazılış şekli Ahmet Celal adlı kahramanımızın tutmuş olduğu defterdeki yazılardan geliyor. Yani bir nevi anı türünde bir eserle karşı karşıyayız. Ahmet Celal kimdir diyecek olursanız onu; yalnızca vatanı için sağ kolunu vermiş rütbeli bir asker olarak değil dönem Türkiye'sinin aydın bir kişisi olarak da tanımlayabiliriz. Kitabın ana konusu da bu aydın kişi yani Ahmet Celal ile onun her şeyden kaçmak için gitmiş olduğu Orta Anadolu'daki köyün sakinleri arasında geçen mücadeleden oluşuyor. Yani kitap; köylü ile aydının, bağnaz ile çağdaşın, hak ile batılın birbirine karşı mücadelesini anlatıyor. Ancak Ahmet Celal'in yıpranmış defterine ufacık kalmış kalemiyle yazdığı  satırlarda, konunun köylüyü yermek aşağılamak değil tam aksine aydın olanı eleştirmek olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Bu satırlarda: "Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma