Merhaba arkadaşlar. Yaban adlı romanla ilgili görüşlerimi bu incelememde sizlerle paylaşmak istedim. Yaban, Yakup Kadri Karosmanoğlu'nun belki estetik olarak olmasa da düşünsel olarak başyapıtı sayılabilecek kitabıdır. Yakup Kadri de kitabının ön sözünde eseri yazış amacının kaleminin kuvvetini göstermek olmadığını söylemektedir. Kitabın yazılış şekli Ahmet Celal adlı kahramanımızın tutmuş olduğu defterdeki yazılardan geliyor. Yani bir nevi anı türünde bir eserle karşı karşıyayız. Ahmet Celal kimdir diyecek olursanız onu; yalnızca vatanı için sağ kolunu vermiş rütbeli bir asker olarak değil dönem Türkiye'sinin aydın bir kişisi olarak da tanımlayabiliriz. Kitabın ana konusu da bu aydın kişi yani Ahmet Celal ile onun her şeyden kaçmak için gitmiş olduğu Orta Anadolu'daki köyün sakinleri arasında geçen mücadeleden oluşuyor. Yani kitap; köylü ile aydının, bağnaz ile çağdaşın, hak ile batılın birbirine karşı mücadelesini anlatıyor. Ancak Ahmet Celal'in yıpranmış defterine ufacık kalmış kalemiyle yazdığı satırlarda, konunun köylüyü yermek aşağılamak değil tam aksine aydın olanı eleştirmek olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Bu satırlarda: "Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu