Vahiy bazen zil sesi şeklinde gelirdi. Bu
Şekilde gelen vahiy, Hz. Peygamber'e en ağır
geleniydi. Melek ona iyice sokulur, soğuğu
Şiddetli günde bile alnından ter boşanırdı. Hatta
eğer deve üzerinde ise devesi yere çökerdi. Bir
seferinde bu şekildeki vahiy geldiğinde,
baldırı/dizi Zeyd b. Sâbit'in dizi üzerindeydi. O
kadar ağır gelmişti ki, Zeyd'in dizi neredeyse
kırılacaktı.!
Faruk’un da işi gücü adaletti... gâh kerpiç
dökerdi, gâh diken sökerdi.
Odunu desteler, kendisi taşır, şehre girer,
halktan yol isterdi.
Her gün, bu zindanda yedi lokmacık ekmek
yerdi... yediği buydu ancak.
Sofrasında sirkeyle tuz bulunurdu... ekmeği de
beyt ül maldan değildi.
Bu âleme de bak, o âleme de... hep o; ondan
başka bir şey yok... varsa bile o var olan gene o!
Yazıklar olsun, kimsede kudret yok... âlem
güneşle dolu, fakat gözler kör!