Buse

Buse
@Buse_54
Gryffindor ~no mourners,no funerals~
4/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:32
Öncelikle beklentimi karşılamadığı için o kadar üzüldüm ki. Çünkü yazarı epeydir biliyorum ve eskiden okuduğumda gerçekten bir kitabını gerçekten beğenmiştim ve malum kitap fiyatları artışa geçti ve o arada anca göz koleksiyoncusu kitabını alabildim. Yani nasıl desem en baştan yazım dilinden hiç hoşlanmadım. Cümleler birbirinden o kadar uzak ve o kadar bağlamsızdılar ki kitaba dalmak yerine sürekli okuduğum yeri baştan aldım. Sürekli ani geçişler olması sinirimi bozdu. Kurgusunu o kadar kötü bulmadım belki ama gerçekten o kadar iyi de değildi hatta hiç beğenmedim yerler oldu. Son sayfaları merakla okudum sadece-daha çok tiksintiyle- Açıkçası aktarmak istediği mesajı aktaramamıştı bence. Ana karakterin abisi bir ped#fili ve kitaba bir şekilde dahil oluyor. Yazar kitabın sonunda kendisine bu karakter hakkında "bizim bir ped#filiye acımamızı sağladın" tarzında yorumlar aldığını, Almanya'da aslında pedo olan yaklaşık 250 bin küsur kişi kadar insan olduğunu söylemiş ve tedavisinin olmadığından bahsetmiş. Her ped#filin eyleme geçmediğini,çoğunun suçluluk duyguları ile boğuştuğunu ve bu evrede tedavi alabilmelerinin gerekliliğini savunmuş ve buraya kadar tamam dedim ama bu yazdığı Cosmo adındaki karakter neyin nesi oluyor ki bu kadar acınmış? Travmatik bir çocukluk geçirmiş,kitabın büyük bir bölümü boyunca havalı ve yardımsever karakter rolünde ama daha kitabın belki daha ilk yüz sayfasında iken kardeşi onu komşunun küçük çocuğunu kaçırdığını ve bu yüzden tımarhaneye kapatıldığını söylüyor ve ayrıca çocuğun tesadüfen bulunduğunu ve hâlâ başına ne geldiğini kimseye anlatamayacak durumda olduğunu ekliyor. Ayrıca bu adam küçük yeğeni için onun hakkında kurduğu fantezilerin bir dolu mektubunu GÖNDERMİŞ. Ama ne zırvalıyor "normal bir hayatım olup hukuk okuyup benim gibi
Joshua ProjesiSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 202364 okunma
Reklam
8/10
·376 syf.··
2026 1. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 20:31
**EVET ÖYLESİNE BAŞLAYIP BİTİRDİM ** Öncelikle demek istiyorum ki ben aylardır reading slump tayım ve doğru dürüst bir şey okuyamıyorum. Hele ki böyle kitapları okumak normalde hiç tarzım değil çünkü cringe damarım pek dayanıklı değil artı olarak ben rom com (adına ne derseniz deyin) okumayı pek sevmiyorum. Meğer seviyormuşum sadece para verip sayfaları çevirince sevmiyormuşum. Şayet bu kitap elimde olsaydı puanı maksimum dört yıldız falan olacaktı. Peki pdf okumanın farkı ne? Çok farkı var. Yani en azından benim açımdan. Denemeye daha müsait. Para verdim parama değsin kaygılarına girmedim hiç ve nedense bana bir fanfic okuyormuşum gibi hissettirdi bu yüzden üstümdeki etksi olumluydu ama kitabı biraz daha araştırdığımda öğrendim ki yazar eskiden zaten fanfic yazıyormuş. Gözümden kaçar mı asla DJJDKSKZKZ Konusuna gelecek olursak öncelikle kitabın laboratuvar ortamında geçmesine, çekilen parasal hatta ekipmansal sorunlara yer verilmesini. Bilim (STEM) dünyasında kadınların çektiği zorluklara ve yalnızlıklara dokunmasından çok hoşlandığımı söylemek istiyorum. Olive adındaki baş karakterimiz en iyi arkadaşı ve eski erkek arkadaşının birbirlerinden hoşlandığını görüyor ama en yakın arkadaşı Anh elbette ki en yakın arkadaşı Olive'in eski sevgilisi ile çıkmak istemiyor ve Olive onun mutluluğunu istediği için zaten öylesine beraber olduğu eski erkek arkadaşını unuttuğunu kanıtlamaya çalışıyor ve Anh'e bir randevusu olduğunu söylüyor ve o akşam elbette laboratuvardaki projesine dönüyor ama arkadaşı Anh onu görünce elbette şaşırıyor ve Olive onun randevu yalanını anlamaması için koridorda ilk önüne gelen kişiyi yani tüm okulun huysuz tavırları ve olumsuz geri dönüşleri ile bildiği Dr. Adam Carlseni oracıkta öpüyor. Gerçekten beğendiğime inanamıyorum... Yani birkaç yıl önce
Edebiyat
Aşk HipoteziAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 20224,934 okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Puan vermedi
_Oysa bu, son derece aptalcaydı: Çünkü sen beni asla, neredeyse hiçbir zaman görmedin. Yazı masasının üstündeki mavi vazodan dört tane beyaz gül çıkardın(ah evet, onları çocukluğumdaki o tek hırsızlama bakıştan tanıyordum) ve bana verdin. Onları günlerce öptüm Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum; bütün hayatımı bilmelisin,o hayat ki,hep senindi ve sen onu asla bilmedin. ************ Hepimizin az çok duyduğu bir kitaptır Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Hatta bir ara kitabı romantize edip, öpücük ve aşk sözcükleri ile süsleyen,sevgililerine hediye eden kişilerin eline geçtiğini de görmüşüzdür.(keşke görmeseydik) Öncelikle okumadıysanız bu incelemeyi geçebilirsiniz. Ama şayet okumadıysanız gidip hemen okuyabilirsiniz çünkü kitap kısacık. Kısacık ama sanki sayfalar boyu okumuş gibi hissediyorsunuz. Zweig'in bir yeteneği de bu. Kısa ama etkili hikayeler. Ben kitabı çok beğendim demek istiyorum. İçindeki aşkı mı beğendim demek bu asla değil. Ama kabul edelim ki okuması bile yürek burkuyor. Aşık olmaktan yavaş yavaş o kişiyi hayatının merkezine almaya evrilen bir takıntıyı okuduk. Karşılığında o kişi tanımıyor, hatırlamıyor, bilmiyor. Peki elimizde ne kalıyor o zaman? Kitapta özelikle aşırıya kaçan sözde "aşk" olarak yapılan eylemleri ve düşünceleri okumayı çok sevdim. Sırf o dokunduğu için izmariti saklaması ve dudakları değdiği için bunu kutsal sayması,onun dokunduğu kapı kolunu öpmesi, yazdığı kitaplar bir dua kitabı gibi ezberlemesi... Bay R.' nin tepkisini çok kısa buldum. Okunması,sindirilmesi kolay bir şey değildi o mektup. Kendi karakterinin analizinden, tanımadığı bir ailesi olduğuna kadar her şeyi okudu adam. Ama tek yaptığı arkasına yaslanmak aşkı düşünmek ve bir nevi bunu romantize
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Puan vermedi
Okuyalı epey oldu ve bende yorumunu bir gece yarısı girmeye karar verdim. Konusunu anlatmayacağım ve spoiler içerecek. Öncelikle kitabı beğendim mi beğenmedim mi söyleyemiyorum. Bilemiyorum. Özellikle sonunun bağlanma şekli çok saçma geldi bana. Elindeki hayat kötü olabilir ama neticede hiçbir hayatın mükemmel olmayacaktı gibi bir ders mi çıkarmalıyız burdan. Nişanlısı ile pub açma hayali vardı ve adamı terk ettiği için hâlâ pişmanlık duyuyordu. Ama adamla evlendiği takdirde aldatılacağı bir evlilik yaşayacağını gördü. Yüzmeyi bıraktığı için pişmandı. Ama eğer yüzme kariyerine devam etseydi bu başarı ve zenginlik dolu hayatında da tıpkı kendi fakir ve berbat hayatındaki gibi kendini öldürmeye teşebbüs edecek olduğunu gördü. Kardeşiyle ve arkadaşıyla kurduğu müzik grubunu devam ettirmek istemediği için pişmandı. Ama eğer devam ettirseydi ağabeyinin hayatta olmayacağını gördü. Ve bize anlatılmayan şekilde çok fazla hayat gördü. Sonra bir tanesinde; mükemmel bir tanesinde durduk. Kalabilirdi,kalırdı ve kalmama sebebi bile saçmaydı. Kitap güzel ama beni düşündürmedi. Hayatta pek çok çıkış ve iniş var. Farklı yollar var ama seçmediklerimizin ihtimallerinden,yaşayabileceğimiz alternatif hayatlardan belki de asla haberdar olamayacağız. Ve daima elimizdekinin en iyisi olduğu klişesinden nefret ediyorum.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
Locke Lamora'yı yarım bırakmıştım ama tekrar başladım. Kitap öylesine pahalıydı ki bende kütüphaneden çalmıştım- temasına da uygun olmuş okuduktan sonra geri vermeyi düşünüyordum ama kütüphane kitaplarını dağıttı bende geri götürmedim. Şimdilik iyi ilerliyor daha sonra güncelleyeceğim yorumumu.
Edebiyat
Locke Lamora'nın YalanlarıScott Lynch · İthaki Yayınları · 20201,362 okunma
Reklam