Kaz ona kasa açmayı, yankesicilik yapmayı,bıçak sallamayı öğretmişti.Ona, Sankt Petyr adını verdiği ilk bıçağını hediye etmişti.Sardunyalar kadar güzel olmasa da daha kullanışlıydı.
"Bakarsın senin üstünde kullanırım," demişti Inej.
Kaz iç çekmişti. "Keşke o kadar kana susamış olsan."
Inej onun şaka yapıp yapmadığını anlayamamıştı.
Inej başını salladı. Yukarıda,dümende duran Specht'in yanındaki Kaz'a bakmadı. Fakat Jesper baktı ve neşeyle el salladı. Kaz'ın ifadesi değişmedi.
"Arada bir gülse ölür mü sanki?" diye sordu Jesper.
"Büyük olasılıkla."
Dahası,o anda ben gerçekten ona,onun bana aşık olduğundan daha da çok aşık olsaydım bile(bir ihtimal bu doğruydu da),aşkının aldığı korkutucu boyutu ilk Füsun itiraf ettiği için,oyunu o kaybetmişti.
Ama cinsel zevklerine, insanların uğruna birbirini öldürdüğü töreleri bir kenara atabilecek kadar içtenlikle, çocukça ve tutkuyla bağlı bir kız,hem gerçekdışı bir yaratık olduğu hem de sırf zevki için ileride kocasını da aldatabileceği için koca adaylarını da korkuturdu.
"Jesper!" dedi babası.
"Merak etme,baba. Ketterdam'da insanlar birbirlerine sürekli silah çekerler. Tokalaşmak gibi bir şeydir."
Profesör gönülsüzce kenara çekilip masayı kapının önüne itelerken,babası da, "Doğru mu bu?" diye sordu.
"Kesinlikle," dedi Wylan.
"Hiç de değil," dedi profesör.
Jesper eliyle kıpırdamalarını işaret etti."Semtine göre değişir. Gidelim."