Kalın çizgiyle karalanmış gibi bölük pörçük saatler.
Bu kez tutmadı öngördüğüm nöbetler.
Duymaya ihtiyacım olmayan nedenler.
Suçu bana atmaya her zaman müsaitler.
Akıllarının gelgitli oluşunu bilmeyenler.
Sağlam kayaya mı çarptı içinizdeki ümitler?
Bir olsun, en iyisi tek olsun diye sövenler.
Sevmeye gelince mi benden gittiler?
Kuytuda kalbinin nerede olduğunu unutup edilen yeminler.
Benim ancak gidişimi uzaktan izlesinler.
Her şeye duygudaş olmak, aynı anda hem sülüğü yutan hem de yutulan sülük olmak, yenilen ve onu yiyen… Bunu başarabildiği o birkaç yılı nasıl unutabilir ki?