Özdeğe gelen biçimler sabit kalmayarak sürekli değişir; oluş ve bozuluş birbirini izler. Birbirine aykırı olan, hatta birbirine karşıt olan şeyler birbirinin yerini tutar, birbirinin yerine gelirler.
Şimdiye kadar böylesine gönül verdiği bir başka şey olmuş muydu? Böylesine derinden sevmiş miydi bir başkasını, böylesine kör bir sevgiyle, böylesine acı çekerek, boşu boşuna sevmiş ama yine de mutlu hissetmiş miydi kendini?