Büyümek; sadece biyolojik yaşın her yıl bir tane daha artması mıdır? Takvim yapraklarının birer birer düşmesi mi? Yüzünüzün kırışması mı? Romatizma ağrılarınızın aralıklarla azması mı? Takma dişlerinizi bardağın içine bırakmanız mı? Ya da el öpmeye giden değil, eli öpülen olmanız mı? Böyle büyümüş olmaz insan. Böyle büyümez de insan. İnsan yaşadıklarıyla büyür. Kazanımlarıyla, kaybettikleriyle büyür. Gördükleriyle, duyduklarıyla büyür. Bomboş yıllarla ömrünün sonuna gelmiş birisi büyümüş değildir. Belki de kısacık ömrünü dolu dolu geçiren, kendisine, çevresine şamdan olan kişi gerçek büyüyen, büyük kişidir. Ve en önemlisi kalbini ‘sevgiyle’ doldurmayı başaran kişi… İşte gerçek büyüyen kişi odur.