Buse

Buse
@Busenurtoptas
İngilizce Öğretmeni
2000
21 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Anlat. Çünkü anlatmak hayatta kalmaktır.”
Puan vermedi·184 syf.·
2025 26. kitabı
Édouard Louis’nin kendi yaşamından kesitlerle kaleme aldığı Şiddetin Tarihi, sadece bir tecavüz hikâyesi değil — bir toplumun, bir ailenin, bir kimliğin, bir erkekliğin çürümüşlüğüne tutulmuş kanlı bir ayna. Bu kitapta şiddet yalnızca fiziksel değil. Kelimelerle de vuruyor. Sessizlikle de. Aileden gelen yargıyla, toplumdan gelen suskunlukla, “erkek ol” baskısıyla… Louis’in yaşadığı travma kadar, anlatamadığı travmanın ağırlığı da yüreğe çöküyor. En çok ne yaralıyor biliyor musunuz? Saldırganın sertliğinden çok, ailenin sessizliği. Çünkü Louis’in en büyük çığlığı orada duyulmuyor. Çünkü çoğu aile gibi, onunki de “duymamayı” seçiyor. Olanı örtmek, unutmak, bastırmak istiyor. Oysa bu hikâyede en çok bastırılan şey Louis’in varlığı. Ve fail? Onu sadece bir “canavar” gibi görmek kolay. Ama Louis buna izin vermiyor. Reda da bir sistemin çocuğu. Erkekliğe tıkılmış, korkularıyla susmuş biri. Şiddet onun diline dönüşmüş. Çünkü başka hiçbir dil öğretilmemiş. “Beni önce sessizliğe mahkûm ettiler, sonra neden bağırıyorsun diye sordular.” • Şiddeti sadece şiddet olarak mı görmeliyiz, yoksa bir çığlık olarak mı? • Sessizlik, en derin şiddet biçimi olabilir mi? • Ve en çok kim incitiyor insanı: düşmanı mı, ailesi mi? Şiddetin Tarihi, içimizde susturulmuş tüm “ben”lere bir ağıt gibi. Ve bazen, en büyük iyileşme bir “anlatma hakkı” ile başlıyor. Şiddetin Katmanları: Kitapta şiddet sadece failin eylemiyle sınırlı değil:
Şiddetin TarihiÉdouard Louis · Can Yayınları · 2023522 okunma
Buse
Elinize sağlık harika yazmışsınız
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 21:09
Andromeda, diğer adı ile Sindrella Kompleksi’ni daha önce hiç duymuş muydunuz? Muhtemelen duymuşsunuzdur fakat hiç duymamış olsanız da çoğunuza tanıdık gelebilecek bir kavramdır. Masaldan yola çıkarak Sinderella Sendromu, kadınların yaşadıkları olumsuzluklara rağmen bir gün bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen ve psikolojik bağımlı özellikte olduğunu gösteren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sindirella sendromu kişinin kişisel gelişimini ve yeteneklerini baskılayan bir durumdur. Özellikle orta doğu gibi ataerkil toplumların hakim olduğu ülkelerde kadınların yetiştirilme tarzı sebebiyle kadınlar erkeklere güvenmek zorunda olduğunu zannederek büyümektedir. Kadınların farkında olmadan genelde erkek olan baskın bir figür tarafından korunma ihtiyacını tanımlamaktadır. Bu kavramdan 1981 yılında Amerikalı yazar Colette Dowling tarafından yazılan “Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu” isimli kitapta ilk defa detaylıca bahsedilmiştir. Türk Edebiyatı’nda bu konuda çok sayıda örnek bulunmaktadır. Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan Nemide ve Sefile adlı romanda da bu kompleks ile ilgili unsurlar oldukça fazladır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak etkisinde kaldığımız Andromeda Kompleksi gerçekliğine rağmen “beyaz atlı prense ihtiyacım yok ben dünya ile tek başıma da savaşabilirim” diyebileceğimiz günlerin yakın olması dileği ile… Romanın başlangıcında, Mazlume, Beyazıt Camii’nde barınan bir dilenci kızdır. Ailesini kaybettikten sonra ev sahibesi olan merhametli Rahime Hanım’a sığınan Mazlume, bu ihtiyar kadın da ölünce sokakta kalır. Beyazıt Camii’nde on beş gün geçirmiştir. Bu sırada onu bu vaziyette gören, orta yaşlı bir kadın olan Mihriban Hanım, görünüşte yardım etmek isteğiyle, onu evine götürmek ister ve uzun ısrarlar neticesinde ikna
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,852 okunma
Buse
Elinize sağlık👏🏻