Monte Cristo Kontu için en başta şunu söyleyebilirim: Bu zamana kadar okuduğum en güzel kitaplardan biri, hatta belki de en güzeli.
Bence insanın içini en çok yoran duygulardan birine, yani intikama, gerçek bir yerden bakıyor. Hikâye, haksız yere hayatı altüst edilen genç bir adamın yaşadıklarıyla başlıyor. Yıllar sonra bambaşka biri olarak geri dönüyor ve geçmişiyle yüzleşmeye başlıyor. Bu süreçte, sadece kendisine kötülük yapanlara yaşattıklarını yaşatmak için intikam almıyor; aynı zamanda geçmişte ona iyilik yapanlarla da karşılaşıyor ve iyiliklerini asla unutmayıp onları ödüllendiriyor.
Okurken şunu düşündüm: İntikam almak insana gerçekten iyi geliyor mu? Kısa bir an için evet gibi hissettirse de, aslında insanın içindeki o boşluğu doldurmuyor. Karakterin yaşadığı değişimi gördükçe, geçmişe takılı kalmanın insanı nasıl yorduğunu daha iyi anlıyorsun. Kitap bana şunu hissettirdi: Bazen bırakmak, affetmek ve yoluna devam etmek en büyük güç.