“En şaşılacak şey; bu dini bilip sonra onu sevmemek, İslâm davetini duyup, ona icabetten geri kalmak, bu dini uyguladığın zaman ne kadar kazançlı olacağını bilip ondan başkasını uygulamak, Allah’ın gazabının ne derece olduğunu bilip sonra Ondan yüz çevirmek, Ona mâsiyet ederek yalnızlığın acısını tadıp, Ona itaatle yakınlığı istememek, Onun sözünü etmeyip boş sözlere dalarak kalp sıkıntısı çekip, O’nun zikri ve O’na dua ile gönül ferahlığını arzulamamak, kalbini O’ndan başkasına vererek azabı tadıp O’na yönelme ve O’na sığınma nimetine koşmamaktır.
Bundan daha şaşılacak olan şey ise, O’na mutlak bir şekilde muhtaç olduğunu bildiğin halde, O’ndan yüz çevirmen ve seni O’ndan uzaklaştıran şeyleri talep etmendir.”
İmam İbn Kayyim
Müslüman davetçiyi başkaları için uyulması gereken iyi örnek yapacak bir yaşam tarzının esası, iki büyük prensibe dayanmaktadır:
Güzel ahlâk ve sözün uyumu.
Bu iki temel prensip gerçekleşirse davetçinin yaşam tarzı düzelir ve bu düzgün yaşam tarzı İslam'a sessiz bir davet haline dönüşür. Eğer yaşantısında bu iki temel prensibi elde edemezse, yaşam tarzı bozulur ve söz konusu sessiz davet insanları İslâm'dan uzaklaştırıcı bir nitelik halini alır. Her İslâm davetçisi bu tehlikeli konuda Allah'tan sakınmalı, sözleriyle insanları davet etmek isterken, yaşam tarzı ile insanları Allah'ın dininden uzaklaştırıcı bir faktör olmamalıdır.
Kalbin meşguliyeti oldukça fazladır. Akıl ve hevâ-i nefis oradadır. Orası iki rakip ordunun savaş alanıdır; bir tarafta hevâ ve askerleri, diğer tarafta ise akıl ve askerleri bulunuyor. Bu sebeple kalp, sürekli bir muharebe meydanı, ölüm kalım mücadelesinin mekânı ve rakiplerin çekişme alanıdır. Böylesine mühim bir noktanın dikkatlice korunup gözetilmesi, güvenliği konusunda gaflete düşülmemesi gerekir.