Busra Akkalayci

Ey kendisinin güzel ve üstün olduğunu sanan; sevgili olmaktan vazgeç de âşık ol! Yani gerçek sevgiliye kavuşmak istiyorsan, insanlar arasında sevilmeyi, makbul olmayı bırak da âşık ol. Ebedî sürecek sevgiyi ve sevgiliyi ara.
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aşk ve vehim yüzlerce Yusuf meydana getirir. Aşk, Harut’tan, Marut’tan daha üstün büyü yapar. İnsan sevgilisinin hatırasıyla bir suret tasarlar. O suretin çekişi onu aşka dair dedikodulara sürükler. Suretin önüne varır, yüz binlerce sır söylersin. Dostun dosta söylemesi gibi, o suretle, o hayalle söyleşir durursun yani.
Din
Ey iktida ettiğim, kendisine uyduğum Hüsameddin, zaten sen okuyorsun, ben okuyamam. Ben Tur Dağı’na benzerim, sende Musa’sın. Bu söylediklerim yazdıklarında ses; zavallı dağ, ses kimindir ne bilsin? Dağın boş olduğunu, onda kimsenin bulunmadığını ancak Musa bilir. Dağ bilse bile kendi kadrince bilir. Ten, ruh güzelliğinden pek az bir şeye maliktir. Sen dünyayı gözünün alabildiği kadar görürsün; halbuki dünya nerede, sen neredesin?
Din
Aklım fikrim zayi olduktan sonra nasıl şiir söyleyebilirim? Nasıl kafiye rivayet edebilirim? Aşk dertleri içinde deliliklerim bir değil ki; belki de bende delilik içinde delilik, delilik içinde delilik var. Yoklukta varlığı göreli, bedenim gizli manalar yüzünden eridi gitti.
Din
“Sen benlikten kurtulur, varlığını kırar iç olursan, iç âleminin destanını duyarsın. Cevizin kabuğu kırılırken ses çıkarır; fakat içinde, yağında ses ne gezer? Fakat cevizin içinde bir sesi vardır; vardır ama o ses kulağın duyabileceği bir ses değildir. O ses, aklın kulağında gizlenmiştir. İçinde sevilen hoş bir ses olmasaydı, kabukların çıkardığı sese kim katlanırdı? Sen, içi elde etmek için susarak kabuğun çıkardığı sese katlanıyorsun. Bir müddet için dilsiz, dudaksız ol. Kulağını da tıka, bir şey duyma. Ondan sonra gönülden gelen tatlı seslere, hoş seslere dost ol, arkadaş ol. Daha ne kadar zaman nazın nesir söyleyecek, sırrı açığa vuracaksın? Hocam, bir gün için olsun şunu dene: dilsiz ol, sus!”