Birçok danışanım bana şöyle der:”Sen erkeksin ama farklısın; yumuşaksın ve bu güzel bir şey.”
Kutuplardan bir taraf esnediğinde,neredeyse otomatik olarak diğer taraf da esner. Ben buna “dünyanın etrafından dolaşma olgusu” (around the world phenomenon) derim. Eğer yeterince uzun süre kuzeye doğru uçarsan, sonunda güneye doğru gitmeye başlarsın.
Bir insan olarak büyümek ve başkalarıyla daha üretken çatışmalar yaşayabilmek için, benlik kavramımı esnetmem gerekir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kişi kendi iç dünyasındaki bu “gizemli” parçaları tanıdıkça,
daha bütün, daha sağlıklı hale gelir.Aslında, terapinin amacı da tam olarak budur, gizemli olanı ortadan kaldırmak.
Karanlıkta olduğumuzda, kendi içimizde şeytanlar ve kötü güçler hayal ederiz. Ama ışığı yaktığımızda kendimizi güvende hissederiz. İşte psikanalitik kuramın asıl meselesi budur. İçimizdeki acı verici kutupları bilinç alanına taşımak,
ve sonra bu kutuplar yüzeye çıkıp kaygı yarattığında onlarla baş edebilmektir.
Freud, psikolojik yaşamımızın içinde ışığı yakmak konusunda büyük bir başarı elde etti.
Gestalt terapisi ise, Freud’un bu fikirlerini somutlaştırır ve uygulamaya geçirir, böylece onları daha etkili terapötik müdahalelere dönüştürür.
Rahatsız (disturbed) kişinin farkındalığında ise büyük boşluklar vardır.Kendisini katı ve kalıplaşmış bir biçimde görür; kendi içindeki birçok yönü kabul edemez;örneğin cimriliğini, eşcinselliğini, duyarsızlığını ya da katılığını reddeder.
Bu kişi, “olumsuz” gördüğü yönlerini yani kendisine uygunsuz, iğrenç veya kabul edilemez gelen parçalarını başkalarına yansıtma eğilimindedir.
Bu bastırılmış kutupların farkında olmamak kişiyi kaygılı yapar. Sonuçta nevrotik belirtiler ortaya çıkar çünkü kişi bu bastırılmış duyguların yükselmesini kontrol edemez.