“Bizim bugünkü durumumuz bunun tam tersidir. İşe güce değil, soya sopa odaklanmış, dilini zenginleştirmek yerine tasfiye ile yoksullaştırmaya çalışan, geleneği tevârüs edip, "gelen"e "ek" olarak onu yenilemek yerine tarihi ve geleneksel olan her şeyi küçük gören ve uzaklaştıran bir toplum elbette medeniyet olamaz, medeniyeti ihyâ edemez.”
“Kim yalnızlıkta basiret ve görüşe yol bulursa, o artık bilgilerle, hünerlerle yücelmeyi dilemez. Ruhun güzelliği ile arkadaş olan, onunla bir kâseden aşk şarabı içen kişi, artık haberlerden, bilgiden derde düşer.”
“Âşık tövbe edince, işte sen o zaman ondan kork. Çünkü gerçek âşık, sevgide çok ileri gittiğinden tövbeden bile tövbe eder de Hallâc-ı Mansur gibi ölümü bile göze alarak dar ağacında mahvolma dersi verir.”
Ey gafil kişi, Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da “Hakk’ın verdiği rızıktan yiyin.” diye buyurdu. Rızkı sen hikmet sanmadın da ekmek sandın. Allah’ın verdiği rızık, mertebesine, anlayış ve seziş kabiliyetine göre hikmet ve marifettir. O, yiyenin sonunda boğazında durmaz, seni öldürmez. Bu bedene ait olan ağzı kaparsan, sende manevi ve ruhani bir ağız açılır da o ağızla ilahi sırlar ve marifetler lokmalarını yersin. Eğer sen şu beden şeytanının sütünden kesilirsen, Hakk’ın manevi sofrasına oturursun da nice akıl almaz nimetler yersin.