Kapitalist tüketim kültürü tam da bunu istiyor: Üretim-tüketim çılgınlığının kontrolsüz hızı içinde şuurunu, farkındalığını karakterini yitirmiş ve her tür manipülasyona açık hâle gelmiş kitleler. Bu kitleleri yönetmek, yönlendirmek, şekillendirmek, birer
"müşteri" ve "kullanıcı" olarak kodlamak o kadar kolay ki. Gözüne
yüksek voltajlı ışık tutulan ve saatlerce bu hâlde tutulan bir insanı
düşünün. Başta "A ne güzel ışık..."' dersiniz ama beş dakika sonra ışık gözünüzü yakmaya başlar.Yarım saat içinde göremez hâle gelirsiniz. Birkaç saat sonra beyin fonksiyonlarınız fonksiyonlarınız durur hasta olup olduğunuz yere yığılırsınız.
Bir şeyin, aynı anda hem ayna hem perde olmasını kavramak,
metafizik bir incelik ve zihin berraklığı gerektirir. Bunu ayni anda hem aklınızla hem de kalbinizle, hem muhayyilenizle hem de vicdanınızla yaparsınız. Bu dengeyi kurduğunuz zaman dünya avcunuzun içine gelir. Dünya sizi değil,siz dünyayı avcunuzun içinde tutarsınız.