Bu kitabı okudum diyemem aslında… daha çok içimle konuştum diyeyim. Bu Ülke, öyle klasik “aç oku, kapa unut” kitaplardan değil. Cemil Meriç resmen içini dökmüş, ama öyle kuru kuru da değil ha. Her satırda “biz ne ara bu hale geldik?” dedirtiyor insana.
Sayfaları çevirdikçe bazen öfkelendim, bazen durup durup düşündüm. Çünkü yazdıkları sadece onun fikri değil, sanki hepimizin sustuğu şeyler. İçimde yıllardır biriken ama adını koyamadığım duygulara kelime olmuş adam.
En çok da şu çarptı beni: “Aydın olmak demek, halkın derdini bilmek demek.” Bu laf bana tokat gibi geldi. Çünkü etrafta çok laf var, ama gerçekten dertlenen az.
Kitap boyunca bazen iç çektim, bazen “evet ya!” dedim yüksek sesle. Çünkü mesele sadece bu ülke değil, mesele biziz. Ne olduk, neyi unuttuk, neye küstük… hepsi var o satırlarda.
Bitince fark ettim ki, ben kitap okumamışım… biraz kendimi dinlemişim. Kapanınca kitap değil, ben sustum. Çünkü bazı cümleler var, sadece okunmaz; kalır. İşte Bu Ülke, onlardan biri…