Güzel, zengin kızla, yakışıklı ve bir o kadar gururlu fakir oğlanın eksik olmadığı televizyona, dondurma tanıtırken kadın pazarlayan reklamlara, kitleleri uyuşturan futbola, insanları aptallaştıran popüler kültür zirvaliklarina, vıcık vıcık yaşanan aşklara, sistemin koyunlarının tapındığı siyasi putlara, milyon dolarlarla oynayıp Müslümanlara kanaat etmeyi öğreten din adamlarına, sanatı bir klozet markası sanan cahil insanlara bir saniye dahi olsa tahammül edememek... Yani dünyanın neredeyse yüzde doksanina hâkim olan her şeye...