Ey tanımadığım ülke! Ey güzelliğiyle baş döndüren ülke! İsteye isteye gelmedim ben sana. Atım da getirmiş değil beni buraya. Gençliğim, avareliğim, cesaretim, Sahip olduğun gizemli meyhanelerinin büyüsü getirdi beni.
Aman Ya Rabbi, siz iblisler, insanlara kendi boyunlarına bir ilmek geçirtmek için kim bilir kaç kez uyguladınız bu oyunu? Şimdi de sizin gibi yalancılara doğruyu söylememi istiyorsunuz!
Tarih boyunca farklı din grupları arasında hep iyi ilişkiler olagelmişti, ne var ki beyazların "böl ve yönet" siyaseti, fitne ve ayrılık yaratmakta gecikmedi.
Bismillahirrahmanirrahim
Bugünler siyah halk için kötü günler... Zulmün önüne geçilemiyor. İşkence kol geziyor. Ama sabredin. Arkadaşlarımız etrafında çıldırmış canavarlar gibi dolanan zalimler, gün gelecek, layıklarını bulacaklar. Bir adamın derisinin rengi, hiç de insanlığının ölçüsü değildir... Düşüncesine sahip genç imam Abdullah Harun. Cesaretin, fedakârlığın, güvenilirliğin vücut bulduğu nadir isimlerden biri. Ben burada yapılanlara dayanamadım sen nasıl dayandın ey İmam. Kitabın bir yerinde kendine yapılan zulümlere şöyle karşılık veriyor imam Harun: “Ben bir köpeğe bile böyle davranmam”. İşte bu kadar alçaktı, namertti düşmanları. İnsan olamamışlardı, yoksa bir insan bir insana bunu yapamazdı ya. Bu kadar acımasız bu kadar duygusuz ve vicdansız nasıl olabilirdi insan diye düşünmeden edemiyorum. İmam Harun şehit oldu ve arkasında davası için yüzlerce insan bıraktı. Bu davayı yüklenenlerden biri olan Mandela, İmam Abdullah Harun’un cansız cesedinin çıktığı yerde , yaşlı bir delikanlı olarak çıkmıştı ve çıkmaya da devam edecekler. İmam Harun’un da Bilal’ce dediği gibi “AHAD” diyoruz ve son sözümüzün bu olmasını temenni ediyoruz. İmamın Öldürülüşü