İmam Gazali demiştir ki: "Eğri ağacın düz gölgesi olmaz. Ana, baba ve muallim düzgün bir ağaç gibi olmalıdır ki çocuk da onun gölgesi gibi dosdoğru olsun." Çocuklarımız bizim gölgelerimizdir. Bundan dolayı onlar, söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı yapıyor, yaşadıklarımızı yaşıyorlar. Çocuklarımız hayatımızda bir bütünlük görmüyor. Sokakta başka, camide başka, vakıfta başka, arkadaşlarımızın yanında başka, evde başka bir kimliğe büründüğümüz için çocuklara örnek olamıyoruz. Sonra da suçu onlara atıyoruz. Mesela kendimiz namazları aksatıyoruz ama namaz kahramanı çocuklar bekliyoruz. Kitap okumuyoruz ama âlim olacak çocuklar umut ediyoruz. İnternet ve televizyon ile münasebetimiz de belli, elimizden telefonu da düşürmüyoruz. Çocuklarımız bunları yaptığında da onları ikaz etmekten geri durmuyoruz. Peki, Allah Resûlü'nün (sas) hayatına dönüp baktığımızda ne görüyoruz? Söylediğini yapan, yaptığını söyleyen; çok şey yapan ama yaptığının onda birini söyleyen, kendisi hakikati yaşama adına yandığı için çocukları için de yanan bir baba (sas) var önümüzde...
Efendimiz (sas), meselenin nereden başlayıp nerede bittiğini çok iyi bilen biri olarak anne ve babaların terbiye edilmesini, çocukların terbiye edilmesi olarak gördüğü için meseleyi olması gereken yerden başlatmıştır. Efendimiz (sas) de diğer peygamberler gibi bir hakikati çok iyi biliyordu: "Toplumsal değişim ve dönüşüm ancak yetişkinlerin eğitimi ile olur."