Zira insan kelimesi "üns" kökünden gelir. Bu ise kendi cinsinden olanlarla münasebat-ı mütekaabilede ( karşılıklı münasebetlerde) bulunmayı icab ettirir. Bunu bertaraf eden bir barınma şekli, insan tabiatına aykırı demektir.
Cenab-ı Hak,
erkeğe harici hayat mücadelesini, kadına ise ev dâhilindeki işleri ve evlat yetiştirmeyi takdir buyurduğundan erkeğin vücüdunu, kadının ise his dünyasını kuvvetli kılmıştır. Beşeri planlamada bu ilâhî tâyine riâyet etmemenin neticesinin nasıl bir hüsran olduğunu görmek için etrafımıza şöyle bir nazar etmemiz kâfidir.
Derler ki: Aynı ağaçların, aynı tepelerin ve aynı göklerin sonsuz bir tekrarından başka bir şey olmayan kır âleminin mutlulukları, sırf şairane bir buluşun eseridir.