İnsanlığın çözülemez görülen tüm problemleri içinde özellikle biri hem en ilginç,hem en önemli, hem de en can sıkıcı olanıdır; ölüm. Geç modern çağa dek çoğu din ve ideoloji, ölümün kaçınılmaz kaderimiz olduğunu kabul etti. Dahası çoğu inanç, ölümü hayattaki asıl anlam kaynağı olarak gördü. İslam'ın, Hıristiyanlığın veya eski Mısır dininin ölümün olmadığı bir Dünyada var olduğunu hayal etmeye çalışın. Bu akımlar insanlara ölümü yenmekten ve bu dünyada sonsuza dek yaşamaya çalışmaktansa, ölümle uzlaşmalarını ve umutlarını ölümden sonraki hayata taşımaları gerektiğini öğütlemistir. Bu mantığa göre en sağlıklı zihinler ölüme anlam katan, ölümden kaçmaya çalışmayanlardır.
Dini inançlar konusunda anlaşamayan Hıristiyanlar ve müslümanlar paraya inançta anlaşıyordu, çünkü din bir şeye inanmamızı isterken, para başkalarının da bir şeye inandığını inanmamızı ister.
Hikaya tarihteki en büyük fatihle başlıyor, bu olağanüstü hoşgörülü ve uyumlu,dolayısıyla insanları ateşli taraftarlara çeviriyor; bu Fatih'in adı para. Aynı tanrıya inanmayan veya aynı krala itaat etmeyen insanlar seve seve aynı parayı kullanıyorlar. Amerikan kültüründen, Amerikan siyasetinden, Amerikan dininden nefret eden Usame Bin Ladin, Amerikan dolarların bayılıyordu. Peki tanrıların ve kralların başaramadığını para nasıl başardı?