"Bana asla rahat yüzü göstermeyen iki huyum var. Hayatımı bu iki huy üzerine kurmuşum adeta. Bazen ruhumu kuşatan bu duyguların verdiği bunalımlardan kurtulmak için kendi kendimden kaçmak istiyorum. Bu huylardan birincisi, her durumda ve her zaman hissettiğim vefa duygusudur. Bu, ruhumun tanıdığı birinden vazgeçmesine asla izin vermeyen bir dostluk duygusundan ileri geliyor.
...
İkinci vazgeçemediğim huyum ise, asla haksızlığa razı olmayan onurumdur. Tanıdıklarımın davranışlarında meydana gelen en küçük olumsuz bir değişiklik bile beni kaygılandırmaya yeter."
"Geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekânın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti. Kültürün giyimle atbaşı gittiğine, üniveriste eğitimiyle derin bilginin aynı şeyler olduğuna inanarak nasıl da kendini kandırmıştı. "
"Kendi gelişimi içinde kendini ekonomik ahlakla, daha doğrusu sınıf ahlakıyla karşı karşıya buldu; kısa sürede onun en korkunç canavarı olacaktı bu. Kendisi düşünsel anlamda ahlakçıydı ve etrafındakilerin tuhaf bir ekonomik, metafizik, duygusal ve taklitçi karışımından oluşan döküntü ahlaki yaklaşımları, basmakalıp laflardan ibaret kendini beğenmişliklerinden çok daha sıkıntı veriyordu ona."