"Her evde bir çalışma odasının, aile fertlerinde okuma alışkanlığının ve ilim öğrenmeyi teşvik edici bir dürtünün varlığı da istikrarlı bir ilim hayatının gerçekleşmesi için şarttır. "
"Kendi ailen içinde veya kardeşlerinle beraberken, aile içinde ve kardeşler arasında külfet ve zahmete gerek olmadığını düşünerek, bunlara( görgü ve nezaket) riayet etmekte gevşek davranma. Aksine senden iyilik ve nezâket görmeye en fazla lâyık olanlar ailen ve yakın dostlarındır.
...
Kendisiyle iyi geçinmene en fazla lâyık olanlara karşı kötü davranıp, başkalarına karşı nezâket timsali gibi davranmaktan sakın! Böyle yapmakla sadece kendini aldatmış, üzerinde hakkı olanları mağdur etmiş ve Hz. Peygamberin yolundan sapmış olursun."
"Bu durumda başıma gelen her şey, bir çakıl taşı üzerindeki yağmur gibi bir şey olurdu. Yağmur, taşı serinletir, ne güzel. Bir başka günse güneşten yanar taş. Mutluluğu tam olarak böyle bir şey gibi düşündüm."
"Ölme korkusu, insanın içindeki yaşayan şeye olan sınırsız bağlanmayı açıklıyordu. Yaşamlarını yükseltmek için kararlı davranışlarda bulunmamış olanlar, korkanlar ve güçsüzlüğü yüceltenler, bütün bunlar, ölümden, içine karışmadıkları bir yaşama, onun getirdiği yaptırımdan dolayı korkuyorlardı. Hiçbir zaman yaşamadıkları için yeterince yaşamamışlardı. Ve ölüm, boş yere susuzluğunu gidermeye çalışan bir yolcuyu, sonsuzluğa dek sudan yoksun burakma davranışı gibiydi. Ama ötekiler için, silen, yadsayan başkaldırya olduğu kadar minnete de gülümseyen hoş ve kaçınılmaz davranıştı."