"Çok güzelsin." diye fısıldadı. "Her zamanki gibi çok güzelsin. Sana her baktığımda bunu düşündüm Zeynep. Yüzünden, saçından, kaşından değil. Hani bazı insanların ruhu dışarı vurur ya. İşte sen öyle bir güzelsin... Ruhun güzel..."
"Birine aşık olduğumu anlamam... Aşık olmak anlaşılır bir durum değildir.kimse kendi kendine durup da ben aşık oldum demez. Aşk gizli bir duygudur, insanı birdenbire ele geçirir; saati, tarihi, mekanı umursamadan. Aşk birdenbire gelir, parmak uçlarından, saç tellerine kadar bütün bedenine yerleşir. Bakışların değişir, sesin değişir, dokunuşların değişir. Hayatın değişir. Aşık insanın su içişi bile diğerlerinden farklıdır. Bardağı daha sıkı tutar artık, hayata bağlanması için, hayata sıkı sıkı tutunması için farklı bir sebebi vardır. Çünkü artık kalbi doludur, su bardağının ellerinin arasından kayıp yere düşmesine, kırılıp paramparça olmasına izin veremez. Artık yemeğini yarıda bırakamaz, evden ayakkabılarının bağcıklarını bağlamadan çıkamaz. Artık her şeyi tam yapmak zorunda hisseder kendini. Bunları hisseder, çünkü onu motive eden bir duygu vardır. Onu sıcak tutan, üşümesine izin vermeyen bir duygu. Aşık olduğu insan onu, elini dahi tutmadan ısıtıyordur. İçini ısıtıyordur... Buna rağmen aşık olduğunu anlamaz. Bir insanın aşık olduğunu anlaması için tek yol, birinin onu kolundan tutup, 'Sen aşık olmuşsun,' demesidir. Ancak o zaman anlar. Durur böyle, birkaç saniye boş boş bakar. Ben harbiden aşık olmuşum der... Aşık olmak anlaşılmaz, aşık olmak fark edilir."