Feminist özgürleşmeye dair tek gerçek umut, sınıf elitizmini karşısına alan bir toplumsal değişim vizyonundadır. Batılı kadınların sınıfsal güç kazanmasının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin büyümesinin arkasındaki neden, küresel beyaz üstünlükçü ataerkinin üçüncü dünya ülkelerinden kadın kitlelerini köleleştirmesi ve/veya kendisine tabi kılmasıdır.
Fakat sadece sömüren ve ezen bir sistemin mağduru
olmak ve hatta ona direnmek bile bu sistemin neden var olduğunu ve onu nasıl değiştirebileceğimizi anladığımız anlamına gelmez.
Kurumsallaşmış cinsiyetçiliği adlandırmanın bir
diğer yolu olan ataerkiyi sona erdirebilmek için şunu açık bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor: Biz hem aklen hem de kalben değişmedikçe, cinsiyetçi düşünce ve eylemin yerine feminist düşünce ve eylemi getirmedikçe cinsiyetçiliği devam ettirmiş oluyoruz.