8,0/10  (6 Oy) · 
40 okunma  · 
7 beğeni  · 
687 gösterim
Kaş uçları kalkarak, gözler süzülerek, dudaklar bükülerek her yeni şeyin aşağılık, her köhneliğin kibarlık olduğunu size söyleyen bu adamların şuurlarının arkasında yeni şeylere karşı gizli olduğu kadar kudretli bir meyil vardır. Bu meyil, doğrusunu söylemeli daha çok kadınlardadır. İstanbul’a nadir inseler de mutlak arkalarında moda bir manto, başlarında yeni bir şapka görülür. İskarpinlerinin ökçesi birer karış, tırnakları kıpkızıldır.

Halide Edib Adıvar, Cumhuriyet’le birlikte hızlanan modernleşmeyi, bunun yarattığı dönüşümü anlatan romanlarında özellikle kadın kahramanları öne çıkarmıştı. Sinekli Bakkal ve Zeyno’nun Oğlu romanlarının devamı niteliğindeki Tatarcık, bir balıkçının kızı olan Lâle’nin toplum hayatında yükselişini konu edinen bir roman. Uzun bir zamandan beri yeni baskısı aranan Tatarcık’ın ilgiyle okunacağına inanıyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9750726248
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitap hakkındaki görüşlerimi nasıl yapacağım ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Farklı bir pencere açıp oradan bakmak geliyor içimden. Pencerenin tamamı Halide Edip ama pervazı bu kitap olsun diyelim.
Öncelikle ne zaman kaleme almış yazar bu romanı 1938, ne zaman, tefrika halinde olarak yayınlanmış 1939...
Yani, 1926-1939 arası yurttan uzak yaşadığı zaman bitiminin hemenin de. Benim için hep merak konusu edilmiş bir husustur bu... Halide Hanım ile ilgili sırlarla kaplı, hala daha açıklanmayan bu 13-14 yıl da ne oldu. Neden Yurttan ayrıldı ta ki Atatürk ölünceye kadar, Neden yurda tekrar döndüğünde İsmet İnönü onu ve eşi Adnan Adıvar'ı önemli mevkilere getirdi. Neden, niçin, nasıl, ne oldu soruları hala askıda durmakta. bir muamma, bir bilmece olarak hafızaları yormaktadır? NEDEN? Bu konuta yaptığım yüzeysel araştırmada ki içlerinde 1946 yılında İNÖNÜ ANSİKLOPODİSİ adıyla ( daha sonra Türk Ansiklopedisi adını almıştır) -- (Bir parantez daha açayım: Bu 33 ciltlik ans. di 1985 yılında tamamlanmıştır. İsmet İnönü'nün birinci cildin ilk sayfasına, rahmetli kayın pederimin adına kendi el yazısı ile yazıp imzaladığı not da vardır.) Önemli bir bilgi kaynağı olan bu ans. de dahil hiç bir yerde elle tutulur bilgiye ulaşamadım. Her ağızda farklı sesler gelmekte. Bazı kişiler ve şahsiyetler bazı şeyler söylüyor. Ama sadece söylüyor. Ortaya bir belge, doküman koyan yok. Sadece ortalıkta Yazarın Atatürk' yazdığı mektup ve Atatürk'ün cevabı dolaşıyor. Kendisine sonsuz güvendiğim değerli hocam İlber Ortaylı dahi suya sabuna dokunmayan ifadelerde bulunuyor. NEDEN?
Kitapta cümleler çok uzun tutulmuş, benzetmeler çok fazla abartıya kaçmış hatta anlam yitikliğine varacak dereceye gelen yerler mevcut. Detaylar son derece gereksiz ve zaman zaman bıktırıcı bir durum göstermekte.
Halide Edip'i feminist bir kişiliğe sahip yazar olarak elbette biliyoruz. Lakin bu kitabında feminist yaklaşımı; kendinin sık kullandığı bir kelime ile ifade edeyim müstehzi (alaycı) bir dille bilhassa güzel kadınları aptal, erkek avcısı, şaşaa düşkünü gürüzgah'ına sokup, aşağılık çıkmazında döver gibi gibi adeta. Belki bu (yanlış düşünceye sahip olabileceğimin de göz önünde tutulması isteğimle) Cumhuriyetin, devrimlerin kadınlar üzerinde kendince "olmasını istemediği" tarza bürünmelerini eleştirisel bakışından kaynaklanıyor olabilir. (Bazı kesimlerin fantaziye, abartıya kaçarak özümüzden uzaklaşmaya başlaması batıyı şekli taklitçiliğine vardırmalarını bir kenarda tutulmak kaydıyla)
Yazarın Türkiye'de Amerikan Kolleji'ni ilk bitiren öğrenci olduğu da aşikarken, farklı yaklaşımı zihnimde ister istemez garip sorular oluşturuyor.
Kitapta, "Lale" üzerinden kendince doğru olan, bilhassa Zehra üzerinden de yanlış olan yeni nesil kadın tiplemesini simgeleştirmiş.
Kadınları alaycı ve aşağılayıcı en bariz örneklerini, sayfa 228- 229 da ki ifadelerinde okuyarak bulabileceksiniz.
Ayrıca, Kaf Dağında yaşayan dünya güzeli peri olan ve Yahya Kemal Beyatlı'nın dizelerinde can bulan Mehlika Sultana aşık yedi üniversiteli genç var ki, yazar bunlarla genç cumhuriyetin aydın zümresini simgeleştiriyor ve onlar üzerinden farklı düşünceleri, fikirleri, düşünceleri tartıştırıyor. Ama doğru olması gereken noktaya da vardırmıyor maalesef. Çünkü toplumsal değişimleri, gelişimleri, oluşumları, olguları kadın-erkek eksenine, başka bir tanımla "gönül ilişkisine" bağlayıp kapatıyor.
Kısacası ben bu kitapta aradığım şeyi bulamadım. Fazlada beğenmedim. Af oluna....

Ayşen BÜLBÜL 
09 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayran olduğum yazardan kendimle ve kendisiyle özdeşleştirdiğim bir kitap daha "Tatarcık" . Kesinlikle okunmalı . Medeniyetten korkan bir neslin ortasında kalan babasız bir kız. Ve onu o olduğu için seven bir delikanlı. İçi boş insanlardan çok uzak olan Tatarcık bize içi dolu insanların önemini anlatıyor .

vurkan i 
13 Ara 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Halide Edip cumhuriyet sonrası fikirlerle ilgileniyor bu kitabında.Nasıl bir toplum inşa edilecek hangi rotada yol alacak bunları irdelemeye çalışıyor.Kahramanları üç nesle ayırıyor ve onların vasıflarından bahsediyor.Üçüncü nesil dediği ise cumhuriyet çocukları.Onlar arasında her fikir var ve bu da zaten yeni inşa edilen milletin kararsızlık resmi.Bu fikirlerini Poyrazköy'de canlandırıyor.Numune olarak burayı seçiyor.Ve yedi genç erkek üç genç kız etrafında ana planını kurguluyor.Lale(Tatarcık) mihenk taşı.Eskiyle anlaşamayan genç, hür Türk kızı.Köylülere:"Sizi medeni yapacağım." diyecek kadar özgüven sahibi.Ona bu özgüveni de Edip'in yaşamına hayat felsefesine paralem olarak bir Amerikalı aşılıyor.Helen Berkley.yBu kadını örnek olarak Poyrazköy'e getiriyor.Bir nevi yeni kadın tipi.Sungur Balta ve yalısı ile yeniliği yüzüne gözüne bulaştırmış, para ile her şeyi elde edeceğini düşünen, tam bir budala resmi yansıtılıyor.Ve bu görüntünün esas olamayacağı Lale'nin onun katiplik teklifini reddetmesiyle ortaya konuluyor.Yine hoppa , bilgisiz, erkek azmanı olarak da Zehra sunuluyor.Recep onun ileriki nesillere örnek erkek modeli.Zaten sonunda Lale ile nisanlanıyor.Haşim,Salim, Safa,Ahmet,Şinasi,Hasan bunlar diğer erkeler ve her birinin belli özellikleri var.Yazar bunları fikir olarak sunuyor ama benimsemediğini sonunda açıkça ortaya koyuyor.Eski nesillerin ise eski ile git-gellerini Feridun Paşa'nın git-gelleriyle ortaya koyuyor.Ne sağdayız ne soldayız der.Ve İnkılapların başarıya halka inmesiyle ulaşacağını söyler.

Kitaptan 53 Alıntı

Acıyı unutmak için gözlerini kapar, dişlerini sıkar, kendi kendine hep: "vücudum yok ki acısın," derdi.

Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 195)Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 195)

Şahsiyet sırla dolu bir şeydir. Etrafına yaptığı tesir ne elle tutulur, ne gözle görülür ne de lafla anlatılır.

Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 17 - CAN Yayınları.)Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 17 - CAN Yayınları.)

"Medeni yapacağız" tabirinden şimdi ihtiyarlar Azrail gibi korkuyor. Bu cümle söylendiği zaman hepsi, "kefenine bürün, mezarına çekil...Arş!" diye kumanda veren bir kıyamet borusu işitmiş gibi ürküyorlar.

Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 44)Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 44)

Adalet hatta mefhum (kavram) halinde bile ferdin yeryüzünde bir tek dayandığı kuvvet, teselli bulduğu ideal...İnsaniyetin tecrübe etmediği, zıpçıktı, keyfi adalet esasını icat eden kafaları ben ezmek isterim...

Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 130)Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 130)

Yaprakların arasından, üstüne menekşe moru, çiçek rengi gölgeler dolaşan firuze renginde yorgun, dalgın bir deniz uzanıyor.

Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 119)Tatarcık, Halide Edib Adıvar (Sayfa 119)