Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
256
Basım Tarihi:
Kasım 2019
İlk Yayın Tarihi:
1971
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750726248
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·256 syf.··
2026 46. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:05
Halide Edip Adıvar'ın 1939'da yayımlanan Tatarcık romanı, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki toplumsal değişimi, modernleşmeyi ve kadın kimliğinin dönüşümünü bir balıkçının kızı olan Lale'nin (Tatarcık) gözünden anlatır. Güçlü, eğitimli ve özgüvenli yeni nesli simgeleyen Lale, eski-yeni çatışmasında "yeni"nin zaferini temsil eder.
Edebiyat
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
6/10
·264 syf.··
2017 56. kitabı
Kitap hakkındaki görüşlerimi nasıl yapacağım ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Farklı bir pencere açıp oradan bakmak geliyor içimden. Pencerenin tamamı Halide Edip ama pervazı bu kitap olsun diyelim. Öncelikle ne zaman kaleme almış yazar bu romanı 1938, ne zaman, tefrika halinde olarak yayınlanmış 1939... Yani, 1926-1939 arası yurttan uzak yaşadığı zaman bitiminin hemenin de. Benim için hep merak konusu edilmiş bir husustur bu... Halide Hanım ile ilgili sırlarla kaplı, hala daha açıklanmayan bu 13-14 yıl da ne oldu. Neden Yurttan ayrıldı ta ki Atatürk ölünceye kadar, Neden yurda tekrar döndüğünde İsmet İnönü onu ve eşi Adnan Adıvar'ı önemli mevkilere getirdi. Neden, niçin, nasıl, ne oldu soruları hala askıda durmakta. bir muamma, bir bilmece olarak hafızaları yormaktadır? NEDEN? Bu konuta yaptığım yüzeysel araştırmada ki içlerinde 1946 yılında İNÖNÜ ANSİKLOPODİSİ adıyla ( daha sonra Türk Ansiklopedisi adını almıştır) -- (Bir parantez daha açayım: Bu 33 ciltlik ans. di 1985 yılında tamamlanmıştır. İsmet İnönü'nün birinci cildin ilk sayfasına, rahmetli kayın pederimin adına kendi el yazısı ile yazıp imzaladığı not da vardır.) Önemli bir bilgi kaynağı olan bu ans. de dahil hiç bir yerde elle tutulur bilgiye ulaşamadım. Her ağızda farklı sesler gelmekte. Bazı kişiler ve şahsiyetler bazı şeyler söylüyor. Ama sadece söylüyor. Ortaya bir belge, doküman koyan yok. Sadece ortalıkta Yazarın Atatürk' yazdığı mektup ve Atatürk'ün cevabı dolaşıyor. Kendisine sonsuz güvendiğim değerli hocam İlber Ortaylı dahi suya sabuna dokunmayan ifadelerde bulunuyor. NEDEN? Kitapta cümleler çok uzun tutulmuş, benzetmeler çok fazla abartıya kaçmış hatta anlam yitikliğine varacak dereceye gelen yerler mevcut. Detaylar son derece gereksiz ve zaman zaman bıktırıcı bir durum göstermekte. Halide
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2021 26. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2021 18:23
Cumhuriyet devri kadınının idealize edildiği, eski-yeni çatışması içinde köy halkını medenileştirmeye çalışan kadın öğretmen Lale 'nin hikayesini keyifle okudum.
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
Kitabı okurken kadınlar hakkındaki fikirler yazarın fikri mi diye düşündüm. Lale'ye taktıkları lakabı hiç sevmedim. Şaşkın bakkalın anılması güzeldi. Bu iki kitapta da çok güzel yazılacak konu var ama yeterince kullanılmamış. Sonu gelince ee ne oldu ? Boşluk mu var? yarım mı kalmış hissi oldu? Bence bir sonu bağlayamamış ya da sıkılıp bitirmeye çalışmış. Yabancı kelimelerden dolayı okuması çok zor.
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
Puan vermedi
Gerçek ismi Lale olan Tatarcık üzerinden Türkiye'nin cumhuriyet rejimine geçerken ki eski - yeni çatışmalarını anlatıyor. Kitap, yazarın klasikleşmiş eserleri kadar iyi değil, eğer Halide Edip okumak istiyorsanız bu kitaptan başlamamalısınız.
Siyaset
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2021 11. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2021 01:28
Tatarcık sanki başka bir kitapta devamı olan yarım kalmış bir roman gibi. Halide Edip'in başka bir roman kahramanı olan Haso ile bu eserinde karşılaşmak bana tanıdık biriyle karşılaşmışım gibi hissettirdi. İmkânım olsa Haso'ya birkaç şey sormak isterdim: Zeyno (Haso'nun annesi) nasıldı? Yeni hayatında mutlu muydu? Haso bugünlere nasıl gelmişti? Muazzez (Haso'nun kardeşi) ağabeyini kabullenebilmiş miydi? En önemlisi de Hasan Zeynep'i unutabilmiş miydi? Öte yandan Recep karakterinden bahsederken Sinekli Bakkal romanını anması bende bir merak uyandırdı ve okunacaklar listeme bir roman daha ekletti. Her romanında olduğu gibi ideal kadın tipi Tatarcık romanında da bulunmakta. Tüm eserlerini okumadığım için bu eserin devamının olup olmadığı hakkında bilgim yok fakat ömrü yetseydi oturup devamını da yazardı diye düşünüyorum.
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
10/10
·264 syf.·
2019 27. kitabı
Tatar olduğu için Tatar Osman lakabıyla anılan eski bir kaptanın, ölümünden sonra kızının dikkât çeken değişimini anlatan bir kitap. Küçük bir boğaz köyünde, eski villaların ve köşklerin bulunduğu ama hiç gelişmemiş ve gelişmeye ve eğitime kapalı insanların oluşturduğu bir toplulukta, kendini çok iyi bir şekilde geliştiren bir kızın hikâyesi. Lale babasının ölümünden sonra, evin tüm sorumluluğunu üstlenir. Kendisine Tatarcık denilmesinden hoşlanmasa da hiç oralı olmaz. Eğitimini başka bir yerde tamamlayıp, döndükten sonra halkını her konuda eğitmek için çalışır. Statü açısından zamanında büyük mevkilerde olan insanlara bile yabancı dil dersi vermeye başlar. Bu arada Yediler adıyla anılan 1930 yıllarının gençlerini temsil eden bir grup erkekle Lale'nin yolu kesişir. Çevresindeki genç kızların aksine, beğenilme ve evlenme kaygısı olmayan Lale'nin hayatla mücadelesi tekrar başlar ve güçlü duruşuyla herkesi etkilemeyi başarır.
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2026 8. kitabı
Tatarcık Halide Edip Adıvar'dan alışık olduğumuz konuların ele alındığı bir roman ancak ben okuduğum diğer kitaplarından aldığım tadı bunda alamadım. Sanki yazılmış olsun diye yazılan bir kitap gibi geldi bana. Öncelikle çok fazla betimleme vardı. Paragraf paragraf betimleme okumak oldukça yorucuydu. Betimleme yapılmasını severim aslında hatta Yaşar Kemal okumuş ve onun uzun betimlemelerini çok sevmiş biriyim ama bu kitapta anlatımı çok sekteye uğratmış. Asıl konuya girmekte, bu konuları işlemekte oldukça yavaş ilerlemiş. Tatarcık nasıl bu adı aldı, babası nasıl biriydi, ondan geriye kalanlar, babasının yansıması gibi olması, kadın olmasına rağmen adeta bir erkek gibi idealize edilmesi, yenilik yanlısı olması ama yaşadığı toplumun eskiyi savunan bir kesim olması anlatılmış kitapta. Kısaca Halide Edip Adıvar'ın romanlarında idealize ettiği kadın figürünü burada da görüyoruz. Normalde bu kadın figürünü severim ama nedense bu romanda o kadar da etkilenmedim. Diğer kitaplarına şans verebilirsiniz ama bunu tavsiye etmiyorum.
1000Kitap
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
6/10
·256 syf.··
2025 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2025 16:50
Selamlar. Halide Edip'ten okuduğum ikinci kitap oldu Tatarcık. Ama ne yazık ki benim için kolay bir okuma olmadı. Hem aşırı yoğun olduğum bir döneme denk geldi hem de kitap beni eski kelimelerin çokluğu sebebi ile zorladı. Bu yüzden beklentimin altında kaldı diyebilirim. Tatarcık, Karadeniz'in Poyraz köyünde yaşayan ve babasından dolayı bu lakabı alan Lale isminde bir kızdır. Milli Mücadele kazanıldıktan sonra toplumda herkesin bir yolu, bir düşüncesi, ideali vardır. Lale de diğer kızların aksine güçlü, erkeksi (bunun kitapta abartıldığını düşünüyorum), kendini ve insanları aydınlatmaya, kalkınmaya gönül vermiş bir kızdır. Öyle ki hem Tatar göçmeni olmasından hem de toplumdan aykırı bir karakter olmasından dolayı pek de sevilmez. Bir de yedi erkekten oluşan "Yediler" grubu vardır. Yine buradaki her genç farklı bir seçenektir Yeni Türkiye için.. Kitapta karakter sayısının fazla olması, eski Türkçe kelimelerin çok fazla kullanılması, sadeleştirilmemesi, cümlelerin uzatılması okuma konusunda beni gerçekten yordu. Daha kısa sürede bitirecekken beş günde anca bitirebildim. Herkese tavsiye etmem ama Halide Edip sevenler şans verebilirler. Meraklılarına keyifli okumalar..
Edebiyat
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma
6/10
·264 syf.··
2018 260. kitabı
Halide Edib'in diğer eserlerinin yanına usulen iliştirilmiş gibi duran tek romanı. Eserde toplamda 4 nesil üzerinde duruyor. Birinci nesil yaşlı nesil, ikinci nesil orta nesil, üçüncü nesil genç nesil, dördüncü nesil çocuklar. Türkiye'nin geleceğini genç nesle bağlıyor. Özellikle burada bulunan genç nesiller, birbirlerinin sivrilmiş özelliklerini törpülüyorlar.
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019682 okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)