Tarih duyusundan yoksun, dolayısıyla, dünyayla ilişkimizde yüzeysel bir toplumuz. Nereden girip nereye gitmekte olduğumuzu umursamadan serseri mayın misali yaşamaya alışmışız. “Bu toplumun belleği yok!” diye kendimizi eleştiriyor, ama nedenini anlamaya çalışmıyoruz.
Satranç şampiyonu Garry Kasparov, diktatörlere biat eden kitlelerde gerçeklik algısının bozulduğunu, bunun da kısa sürede kolektif bir psikoza dönüştüğünü ifade etmiştir.
Klasik anlamda bilim, doğadan, dolayısıyla evrenden kopmuş insanın geliştirdiği, birbirinden bağımsız ve birbirine yabancı bilim dallari topluluğudur. Üstelik her bilim dalı bütünün içindeki yerini kavramaktan uzaktır. Aslında bu, insanın günümüzdeki halinin doğrudan bir yansıması. Kaosun kenarında varoluşu zamanla unutmuş, kendini sürekli güvenli sandığı alanlara çekme sonucu ciddi psikolojik ve toplumsal arızalar yaşayan varlığın yansıması. Oysa kaosun kenarında varoluş, doğadaki diğer varlıklar için yaşamın bizatihi kendisidir. Onlar da hayatta kalabilmek için önlemler alır, ama bunu bütünden kopmaksızın gerçekleştirirler.