Bu kitabı Atatürk’ün önerdiği bir eser olduğu için sepetime eklemiştim. O kadar beğendim ki, bir ülkenin tam anlamıyla ayağa kalkmasını mümkün kılan o güçlü iradeye tanıklık ediyorsunuz.
Beni en çok etkileyen nokta, insanın yaptığı iş her ne olursa olsun, onu yaparken en iyisini hedeflediğinde başarının da kaçınılmaz olarak beraberinde gelmesi fikriydi. Eğer bizler yaptığımız işleri büyük küçük, kıymetli kıymetsiz diye ayırmazsak ve sadece en iyi şekilde hizmet etmeyi amaçlarsak; insanlara daha ulaşılır olmak, hayatlarını kolaylaştırmak niyetiyle çalışırsak, ülkemizi gerçekten aydınlığa taşıyabiliriz.
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer önemli konu ise, ülkelerin aydınlık yüzünü oluşturan insanların, daha geri kalmış ya da cahil kalan kesimi ötekileştirmemesi gerektiği fikriydi. Aksine, onlara da kaçırdıkları fırsatları yeniden yakalayabilecekleri alanlar sunmanın asıl sorumluluk olduğunu vurgulaması beni çok etkiledi. Çünkü gerçek gelişmenin, kimseyi geride bırakmadan mümkün olabileceğini bu kitap sayesinde çok daha iyi anladım.
Atatürk’ün bu kitabı neden önerdiğini şimdi çok daha iyi kavrıyorum. İyi ki sepetime eklemişim, iyi ki okumuşum. Hatta ülkemde birçok alanda bir çürümenin hissedildiğini, insanların kolay yoldan para kazanma derdinde olduğunu ve pek az kişinin işini layığıyla yaptığını düşündükçe, kitabı bitirdikten sonra “Keşke ülkece aynı anda okusaydık ve payımıza düşen dersi alsaydık” diye hayal etmeden edemedim.
Bence herkesin kütüphanesinde yer alması gereken, ilham verici bir eser.