"Totóca, çocuklar emekli midirler?"
"Ne?"
"Edmundo dayı hiçbir iş yapmıyor, ama para aliyor. Yani çalışmıyor, ama belediye ona her ay para ödüyor."
"Bunda şaşılacak ne var?"
"Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar."
"Emeklilik başka şey, Zezé. İnsan çok çalıştığı, saçları bembeyaz olduğu, artık Edmundo dayı gibi ağır ağır yürüdüğü zaman emekli olur. Ama çok karışık şeyler düşündük,yeter...”
“Nen var Zeze”
“Hiç. Şarkı söylüyordum.”
“Şarkı mı söylüyordun?”
“Evet.”
“Öyleyse ben sağır olmalıyım.”
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiği bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.