Çanakkale Savaşı başladı.
Havada mermilerin çarpıştığı cayır cayır ateş hattında elinde kamçısıyla dolaşıyordu. Askerlerin moralini ayakta tutmak, düşmanın moralini bozmak için görülmemiş yöntem uyguluyordu. Öğle yemeklerini bando eşliğinde yediriyordu. İngilizler adeta deliriyordu. Çarpışmanın en şiddetli döneminde İstanbul gazetelerinin baş yazarları Çanakkale’ye getirilmişti. Gördüklerini yazmaları için siperler gezdirilmişti. Mustafa Kemal, gazetecilere soğuk ayran ikram ettirdi, bando takımına dönemin popüler valslerinden olan carmen operetinden parçalar çaldırdı! Tasvir-i efkar gazetesinde, serveti fünun mecmuasında fotoğrafları çıkmaya başladı. Bu haklı şöhret, Harbiye nezaretindeki paşalar arasında büyük rahatsızlık yaratıyordu. Sansürlenmeye başladı…
Harp mecmuasında “Çanakkale kahramanı” başlığıyla fotoğrafı yayınlanacaktı, şak, baskı durduruldu.
Fotoğraf çıkarıldı.
Halk tarafından tanınması istenmiyordu. Adı sanı duyulmasın isteniyordu. İkdam gazetesinin yazı işleri müdürü Yakup kadri Karaosmanoğlu yıllar sonra TRT’de anlatacaktı. “ Enver paşa tarafından ‘Mustafa Kemal’den bahsedilmesin’ diye bize emir verilmişti” diyecekti .
Fotoğrafı bile sansürlemeye çalışılırken, kaderin cilvesi olsa gerek… tarihteki ilk Mustafa Kemal yağlı boya tablosu, Çanakkale’de yapıldı!
Avusturyalı ressam victor krausz, Türk cephelerinde dolaşıyor, savaş resmi yapıyordu. Mustafa Kemal’i tesadüfen görmüştü, güneş yanığı yüzünü heykele benzetmişti… kendisinden izin alıp körüklü makinesiyle fotoğrafını çekmiş, portresini tuvale resmetmişti.
Savaşın, ruhunda yarattığı olumsuz etkiyi azaltmaya çalışan Mustafa Kemal, biraz olsun huzur bulmak için edebiyata sarılıyordu. İstanbul’daki arkadaşı madam corinne’e rica mektupları yazıyordu.
“Hayatın hoş ve iyi taraflarını hissettirecek, savaş