Kur'an'da İslam barışsever, fakat pasifist olmayan bir din olarak tanımlanır. Hz. Muhammed sürekli olarak İslam'ın inançsızlara karşı savunulması gerektiğini vurgular ve bunun bazı durumlarda önceden önlem alınması anlamına geldiğini ima eder. Şiddet bir Müslüman için menfur olmasına karşın, dini korumak ve yaymak için kaçınılmaz bir yoldur ve Hz. Muhammed inançlarını korumanın tüm Müslümanların ahlaki yükümlülüğü olduğunu söyler.
İslam'da cihat dinini öğrenmek ve öğretmek ile yapılır. Savaş en son çaredir. (Savunma amaçlı ve çeşitli ahlaki şartlar oluşursa kaçınılmazdır) Cihat (Dinini öğrenmek) her Müslümana farzdır !
Franz Kafka'nın çocukluğunu, travmalarını anlattığı "Babaya Mektup" eserinin çok daha travmatik hali diyebileceğim bir eser.
Yazarın kalemi akıcı ama çevirmenin pek duru bir şekilde çevirmediğini düşünürken diğer çevirilerinde aşağı yukarı aynı olduğu gördüm. Yazarın bilinçli olarak uzattığına kanaat getirdim.
Kitabın içeriğine gelirsek sürekli seyahat eden bir baba, on kişilik bir aile var mı yok mu belli olmayan pasif bir anne ve en küçük en savunmasız Yazo.
Sevilmek, değer görmek için kendini bulmadan kaybeden bir çocuk. Mutluluk üretmek, kendini sevdirmek için mahvolan bir hayat. Çocuk ve üretmek kelimesi aynı cümlede geçerse artık orada bir çocukluk kalmamıştır demektir.
Kitap beni çok etkiledi. Kocaman bir dramı o kadar kısık sesle anlatıyor ki çok çarpıcı olayları 2 kez okuyunca anlıyorsunuz. Herkes kendi gerçeğiyle yorumluyor.
Kitabı genel hatlarıyla sisli bir sonbahar sabahı gibi hatırlayacağım...
Bu güzel kitap önerisi için
Kalpten gelen dürtülerle yapılmış ve iyi kurulmuş şiirsel müzelerde sevdiğimiz eski eşyalarla karşılaştığımız için değil, zaman kaybolduğu için teselli oluruz. (S.484)
Bakışmak. Hiçbir kelime kullanmadan bakışlarımızla karşımızdakine kendimizi anlatma yoluydu elbette. Ama anlatılan şey de, anlaşılan şey de aslında hoşumuza giden derin bir muğlaklık taşıyordu.