Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden
Kurşunlar yağdırır can alır düşünmeden
Elbet senin de bir sonun olacak eminim
Göreceğiz İnşallah Azraile
Can vermeden...
Yıkılasın İsrail
Enkazını göreyim
Sana ülke diyenin
Yüzüne tüküreyim!
Herkese merhabalar!
Öncelikle kitabın sonunda anlatılmak istenen durumu kavradığımda Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ve kendine gerçekleştirme teorisi aklıma geldi. Kendini gerçekleştirme yolunda adımlar atan biri en üst basamağa gelmesi demek artık ileri gidecek bir hedefinin olmadığı anlamını çağrıştırıyor bende. Ki bu basamağa ulaşmak oldukça zordur diye düşünüyorum çünkü Bir insan kolay kolay, "evet ben emellerime ulaştım bitti" diyemez. Kitabın yazarı Jack London, tarihin ilk Milyoner yazarı olarak biliniyor. Jack London bipolar bozukluğu Yaşayan bir yazar. Martin Eden de kitabın sonlarına doğru sürekli üstünde durduğu bir cümle var "Fiziksel sorunu yoktu. Arızalanan şey, düşünme makinesiydi." Burda da bu konuya değindiğini ve farkındalığının yüksek olduğunu düşünüyorum. Ama Jack London ın Pasifikte bir yelkenli ile yaptığı seyahatte hastalığa yakalandığını ve bunu tedavi etmek için kimyasal maddeler ile karışım hazırlayıp kendine enjekte ettiğini, ve bunun sonucunda böbreklerinin iflas ettiğini okumuştum. Kitabında sağlam ve sağlıklı bir vücuda sahip olan Martin Eden e kendinin sağlam halini hayal edip kurgu vermiş olduğunu düşündüm. Yani yazar hissettiği düşündüğü şeyleri, acıları kaygıları kendini yaşama adapte etmedeki sıkıntılarını kendi hayatını Martin Eden üzerinde yansıtmış. Beni en etkileyen kısım haliyle sonu oldu.
(Ama beklemiyor değildim çünkü incelemeleri okurken yanlışlıkla spoiler yedim ve bu yüzden kitabın sonu şaşırtmadığı için mutsuzum bu yüzden ben sonunu yazmayacağım sizde de aynı durum yaşanmasın :d)
Hak verdiğim bir konu; insanlar seni sen olduğun için değil seni seviyorlarsa eğer konum ve mevkiinden dolayı seviyor ve değer veriyorlar, en azından günümüzde çoğu çıkar muhatapları için böyle ne yazıkki. Martin Eden karakteri üzerinde bu çok