Mümkün olsa da sanırım bu çok zor. İyi Eşler, beni bile evliliğe ikna edecek kadar güzeldi.
Küçük Kadınlar’dan sonra İyi Eşler’de hikayemiz kaldığı yerden devam ediyor. Bu noktada önce Küçük Kadınlar için yazdığım incelememe göz atmanızı isterim.
#195013394
Meg’in evliliğiyle başlayan hikayemiz, Jo’nun evliliğiyle ve kurulan ailelerin mutluluğuyla son buluyor. Spoiler vermiş sayılmam zira büyük konuşan büyük oynar, Jo da bundan nasibini alacaktı elbet :). Kızların her birinin hayallerini bir şekilde gerçekleştirmesi, yeri geldiğinde değiştirebilmesi, ve yine hayatı doğru okuyup kendilerine pay çıkarabilmesi bu kitapta da mükemmel işlenmişti. Her birinin evlilikteki seçimleri ve yaşantıları o kadar gerçek ya da olması gerektiği gibi kurgulanmış ki yazarın adını bilmesek yine de kadın olduğuna yemin edebilirdik. Kadın bakış açısıyla ele alınmış detaylar oldukça nahif, zarif ve anaçtı :).
Dönemin anlayışının da bir gereği olarak ev hanımlığının yanı sıra iyi bir eş olmak, çocuk yetiştirmek gibi kavramlar da kadınlara öncelikli yüklenmiş ama erkekler de kesinlikle bu konuda ihmal edilmeden hikayeye dahil edilmiş. Bunu eleştirmek için söylemiyorum, kadınların öncelikli olmasını bu konuda kaçınılmaz buluyorum (ne kadar bazen rahatsız olsam da). Hatta buna bir de etimolojik olarak bakalım: Arapçada ev hanımını “rabbetübeyt” kelimesi karşılıyor ve “evin rabbi (eğiticisi)” manasına geliyor. Kısacık bir tefsir yapacak olursak, evin hem en üst konumunda hem kurucusu hem de düzenleyicisi oluyor kadın. Tabii erkekler arka planda kalsın diye bir beklenti söz konusu değil ama kadının hakkını vermek gerektiği sadece bir kelimeyle bile çok güzel ifade ediliyor. Velhasıl İyi Eşler’i okurken kadınların iyilik ve güzelliğinin hakikaten erkeği yola