“Hiç İş Yerinde Ağladınız mı?”
Bu herkese teselli verebilecek samimi soruya cevap vermeden önce bir giriş yapmak istiyorum. Kitabı izlediğim “Romance Is a Bonus Book” adlı 2019 yapımı bir Kore dizisinde görmüştüm. Kore dizisi deyip geçmeyin, kadınların iş dünyalarındaki durumları, hem erkekler hem sistem hem de diğer kadınlar tarafından nasıl bir muameleye maruz kaldıkları çok nahif bir şekilde işlenmiş. Gerçekten de “Romance”, senaryoya “bonus” olarak eklenmiş :). Kitabın Türkçe çevirisinin olabileceği aklımdan bile geçmezken sosyal medyada kitap karşıma çıkıverdi. (takip edildiğimize dair komplo teorileri serbest :D) Tabi ki hemen aldım ve büyük bir beklentiyle başladım.
Kitap 8 hikaye içeriyor ve ilgili diziden bize göz kırpması amacına hizmet edercesine kadınların iş hayatında maruz kaldığı problemler ele alınıyor. İlk 2 hikayeyi sevdim derken 3. hikayeden hiç hoşlanmamıştım ki kitabın sonuna yerleştirilen, Koreli bir edebiyat eleştirmeninin eleştirisini okuyunca “Fukuoka Rehberim” adlı bu hikaye, sanırım en sevdiğim oldu. Bu eleştirinin fazla olduğunu düşünenler olmuş ancak ben çok yerinde buldum. Zira bir kadın olarak bile hikayelerde anlamını kaçırdığım detayların aslında neyi ifade etmek istediğini bu eleştiri sayesinde fark ettim. Hikayelerin hepsi farklı bir durumu gözler önüne sermiş, birbirlerine pek benzemiyorlar. Bazen bir kadının kendi gözünden, bazen bir erkeğin gözünden, bazen de dışarıdan bir gözden dinliyoruz yaşananları. Bir temanın böyle çok yönlü bir şekilde yansıtılması kesinlikle kitap adına olumlu bir özellik olmuş. Yazar gerçekçilikten asla şaşmamış, aynı zamanda duygusal karakterle de dalga geçmemiş. Dolayısıyla her karakterin içinde bulunduğu dünyanın gerçekliğini kabul ettiğini, hüzün varsa neşenin de olacağına inanarak ufacık
Başka birinin aşk hikâyesinin asla sizin hikâyeniz olmayacağı gerçeğini mükemmel bir haber olarak görün. Gerçek aşk, birbirinin eşsiz yeteneklerine, kırılganlıklarına ve tuhaflıklarına gösterilen saygı ve anlayışla örülüdür. Sizin yolculuğunuz başka hiçbir çiftin yolculuğuna benzemeyecektir, benzememelidir de.
Ama aşk ki ezelî bir tanışıklıktır
Doğmadan önce başlamışlıktır
İlk bakışta ve ilk tanışmada duyurmaz mı kendini
Ve gün gün büyümez mi memedeki bir çocuk gibi