Busra Yildiz

Busra Yildiz
@Busrayildizz
" İki günü birbirine eşit olan insan zarardadır. "
6 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
... ''Yaratılmamış olanı'' anlaman için önce ''yaratılmış olan'' ile kastedilen şeyi bilmen yerinde olur. Bir dokumacı için ''yaratılmış olan'' kumaş iken, ''yaratılmamış olan'' ipliktir. Çünkü onun yarattığı şey iplik değil, kumaştır. Ama bu kez iplikçi için durum farklı görünüyor. Çünkü o, yünü eğirip ipliği bükerken, yüne ''yaratılmamış olan'', ipliğe de ''yaratılmış olan'' diye bakar. Oysa ipliğe dokumacı ''yaratılmamış olan'' diyordu. Şu halde, üzerindeki elbisenin kumaşı, onu diken terzi için ''yaratılmamış olandır'". Elkimyacı için de durum buna benzer görünüyor. Çünkü kumaş nasıl ki iplikten meydana geliyorsa, aynı şekilde zaç yağı da kibritten meydana gelir ve ipliğin yünden meydana gelmesi gibi, kibrit de lap taşından oluşur. Dokumacının kumaşı iplikten yarattığını biliyoruz. Peki sence Tanrı dünyayı hangi şeyden yarattı?" - "Elbette varolmayandan yarattı".
Reklam
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Benim istediğim, hiçbir şey düşünmeden, bir bağlantıya girmeden gitmekti, gitmek. Hayat, kişinin hiç durmadığı, birbirini izleyen bir trenler, yollar, gemiler dizisiymiş gibi. Derdimi anlatamıyordum. Gitgide daha uzağa gitme isteği. Ama kişinin hiç dönmeyeceği bir uzaklığa. Hep ilerlemek...
Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
- Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum. - Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz? - Gider gibi yaparız.
Reklam