Ahmet Şahin

Ahmet Şahin
O an doğru olduğunu düşündüğüm şeyi yaptım.
Yeşil sabun gözlerimize kaça kaça ve uslu durmadıkça alüminyum taslarla kafamıza vura vurula yıkanır, havluya sarıldığımızda bir çırpıda kendimizi kuzineli sobanın sıcaklığını en çok hissettirdiği baş köşeye otururduk. Saçlarımızdan damlayan su damlacıklarının sobanın ısısıyla buluşmasındaki çıkardığı sesle ne de keyif alırdık. … Dere kenarlarından gelen kurbağa sesleri bir musiki gibi çınlardı kulaklarımızda. Yıldız kayarken içimizden sessiz sevinç çığlıkları atar mutlu olurduk. Dilek tutmasını bilmezdik o zamanlar. Hayatın hep böyle güzel olduğunu zannederdik. Simit nedir bilmezdik…
Reklam
Bay Bican Bey de yerinden doğruldu: - Beyler benim için de bir dua edin. Yüce Allah bana da bir kız vere, dedi. Kalabalık Oğuz beyleri el kaldırdılar, dua eylediler: -Allah sana da bir kız vere, dediler.
-Kara bulut dediğin senin devletindir. Kara yağmur dediğin askerindir, saç kaygıdır, kan kazadır. Kalanını yoramam, Allah hayra yorsun, dedi.
“Ölmeden önce ölünüz.” ve “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.” düsturunu hayat felsefesi edindi.
Beri gel başım bahtı, evim tahtı Evden çıkıp yürüdüğü zamanda selvi boylum, Topuğuna sarmaştığı zamanda kara saçlım, Kurulu yaya benzer çatma kaşlım, Çifte badem sığmayan dar ağızlım, Güz elmasına benzer al yanaklım, Kadınım, direğim, dölüğüm!
Reklam