İçimde kırılmış bir şey var. Ben başkaları kadar kolay dans
edemem, yaşayamam, sevemem. Birlikte yolculuğa çıkarsak,
bir yerlerde düşüp sakatlanacağım kesin. Çünkü bu içsel kırık görünmediği gibi, diğerleri için inandırıcı da değil. Herkesin görebileceği, anlayabileceği bir yerimi kırmadan huzura ermeyeceğim.
Dış dünyada, değiştirmeye gücünün yetmediği gizemli,
dışsal felaketlere boyun eğmiş bir kadındı; iç dünyasında
ise, kimsenin uzanamayacağı kadar derinlere sayısız tünel
kazmış, yok olmaktan kurtardığı hazinelerini oraya gömmüş ve orada, tanıdığı dünyanın tam da zıddını inşa etmiş bir kadın.
Çavdar küfü gibi onlara anlık bir unutuş sağlayan sarsıcı
bir hummaya alıyorlar ruhlarını. Böyle iki kişi dans etmek bir bütüne
katılıyor olma izlenimini veriyor. Kişisel utançlarıyla daha az
yalnız hissediyorlar ansızın kendilerini.