Mutlak bir yalnızlık yok, onun için de mutlak hiçbir şey yok dünyada. Canımı acıtacak, beni hüzünden mahvedecek, içimi tırmalayıp parçalayacak keskin bir yalnızlığım olsun isterdim. Tabii, aslında böyle bir yalnızlık istemiyorum, böyle korkunç bir yalnızlık bir yana, sıradan, geçici bir yalnızlığa bile dayanacak gücüm yok benim ama gene de bunun böyle olması benim mutlak bir yalnızlığı özlememe engel değil.
Mutsuz insanlar hep bir şeyler beklerler, bunu biliyorum, çünkü ben de hep bir şeyler bekliyorum ama bir şeyler beklediğim için mi mutsuzum, yoksa mutsuz olduğum için mi bir şeyler bekliyorum, onu anlayamıyorum. Hep bir şeyler bekliyorum, bir şeyler ama nedir o beklediğim, o her yerde aradığım, her seste, her bakışta, kapının ya da telefonun her çalışında ısrarla bulmaya çalıştığım, hiç bulamayıp da hep bulmayı beklediğim şey ne? Beklediğim şeyin adı yok aslında ama bütün mutsuzlar gibi ben de bekliyorum işte, bir şey bekliyorum, adı olmayan, belki kendisi de olmayan bir şey.
"Siz doğulu erkekler hep böylesiniz. Hep kadınları korumak istersiniz. Onları güçsüz görüyorsunuz. Asıl kendinizin tehlikede olduğu hiç aklınıza gelmez."
"Herkes ölür Hüsrev Bey... Bence önemli olan ölüp ölmemek değil, yaşayıp yaşamamak... İnsan hangi meslekte olursa olsun ölüyor ama insan hangi meslekte olursa olsun yaşamıyor. Bazı meslekleri yaparken insan daha çok yaşadığını hisseder."