Yalnızlığın Özel Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1628
Gösterim
Adı:
Yalnızlığın Özel Tarihi
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Yalnızlığın Özel Tarihi
Yalnızlığın Özel Tarihi
Hüsrev Bey, yattığı yerden, acıyla seyrediyordu kadını. Buradan, bu evden, kendisinden ayrılmaya hazırlanması içini burkuyordu, ansızın gelen bu aşk şiddetli bir acıyla hissettiriyordu kendisini, kadının gitmesine engel olmak, gerekirse yalvarmak istiyordu, ilk kez bir insana böylesine bağlanmıştı. Rosemary'den ayrılmak istemiyordu, burada, bu odada ya da başka bir yerde, başka bir evde ama daima Rosemary'yle birlikte olmak istiyordu. Rosemary gidince, her şey de onunla birlikte gidecekti, geriye büyük bir boşluk kalacaktı. O boşluğu taşımaya gücü yetmeyecekti. Rosemary'nin bir şeyler söylemesini bekliyordu. Onun da aynı üzüntüyü paylaştığını söylemesini, yeniden biraz önce yatakta olduğu gibi ağlamasını istiyordu. Rosemary, saçlarını tarayıp usta hareketlerle ensesinde topuz yaptı, ellerinin hareketi Hüsrev Bey'i üzüyordu, o hareketler kendisine yabancıydı, Rosemary'nin saçlarını tarayıp topuz yapmasını daha önce hiç görmemişti, kadında kendisinin tanımadığı en küçük bir harekete, söze, duyguya katlanamıyordu, saçlarını tarayış biçimine bile dayanamıyordu, saçlarını taraması, sanki yatakta aralarında kurulan yakınlığı, sevgiyi, aşkı bozuyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·5 günde·Beğendi·5/10
Yalnızlığın Özel Tarihi, Ahmet Altan’dan okuduğum dördüncü kitap. Üzülerek okuduklarım arasında en son sırayı veriyorum bu kitaba.

Bir konakta yaşan üç yalnız insanın hikayesi bu. Nermin, Nermin’in dedesi Hüsrev Bey ve büyük teyze dediği Müberra Hanım’ın hayatına şahit oluyoruz. Bu üç yalnızın yalnızlıkları, bir arada yaşayıp da birbirlerine ulaşamayışları güzel yansıtılmıştı. Bir bölüm Hüsrev’in gençliğine giderken diğer bölümde Nermin’in bugünündeyiz. Sonraki bölüm hoop Hüsrev’in bugünü. Yani bölümler arasında bazen büyük zaman atlamaları var. Genel olarak anlatılan hikayenin de büyük boşlukları doldurulmamış. Öyle bir yerde bitti ki kendimi yarım hissettim. Ne oldu şimdi? diye kaldığım bir kitaptı. Kurgu bilerek mi böyle yarım kalmış yoksa yazar bir eksiklik hissetmemiş mi bunu yazarken bilemiyorum. Kısacası Kılıç Yarası Gibi’yi okumuş biri olarak bu kitabı yeterli bulmadım. İlk kez Ahmet Altan okumak isterseniz bu kitapla başlamayın. Zamanınız varsa ve rahat bir roman okumak isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz. Ama okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz bence.

https://www.instagram.com/...;igshid=u1pzuyxlc69t
208 syf.
·5 günde·5/10
Bir gün hiç okumadığımız bir yazarın bir eseriyle tanışırız ve bu eser aynı yazara ait diğer eserleri okumak konusunda bizlere adeta bir referans olur. Çoğu zaman yazarı tanımamıza vesile olan eser, zihninimizde enfes bir tad bıraktığında sonraki eserlerde de aynı etkiyi yakalamak isteriz. Çünkü artık yazarın etki gücüne dair bir seviye oluşmuştur okuyucuda, bilirsiniz. Bu etkiyi diğer eserlerde yakalayamayınca ister istemez iki eseri de yazan aynı yazar mı diye düşünmeden edemiyor insan.

Ahmet Altan'ı 'Kılıç Yarası Gibi' serisiyle tanımıştım. Gerek bu eseri gerek devam niteliğinde olan 'İsyan Günlerinde Aşk' ve 'Ölmek Kolaydır Sevmekten' kitaplarını okuduğumda yazarın üslubu beni fazlasıyla etkilemişti. Sonrasında okuduğum eserlerinde de hep aynı tadı aradım elimde olmadan. Son Oyun, Bir Hayat Bir Hayata Değer ve şimdi de Yalnızlığın Özel Tarihi... Ne yazık ki aynı etkiyi bulmak bir yana, yaptığım okuma sıradan olmaktan öteye gidemedi.

Eserde olaylar birbiriyle kısmen ilintili birkaç karakterin penceresinden ulaşıyor okuyucuya. Biraz Hüsrev Bey'i dinliyoruz, biraz da torunu Nermin'i. Karakterler üzerinden yalnızlık olgusu ele alınmış fakat bu olgudan ziyade yeterince sağlam olmayan kurgu ön plâna çıkmış/ çıkarılmış. İsterdim ki Ahmet Altan, o güzel üslubuyla, kelimeleri dans ettirsin ve bizlere yalnızlığa dair daha derin şeyler hissettirsin. Sürekli duyduğumuz, kimi zaman yaşadığımız, şahit olduğumuz yalnızlık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyebilmek isterdim. Bunu yapabilirdi Ahmet Altan biliyorum ama olmamış.

Eserin bitiminde 'Ne oldu şimdi?' dercesine bir durum yaşadım. Zira sonuna dek 'Altan şimdi beni şaşırtacak' ümidiyle sayfaları çevirdim. Alelacele bağlanmış, tatmin etmeyen bir son ve hayal kırıklığıydı yaşadığım. Güçlü bir etkisi olmayan, vakit geçirmek için okunabilecek bir eser.
208 syf.
·96 günde·7/10
Diğer kitaplarının damak tadını üst sıralara yerleştirdikten sonra bir kademe aşağı lezzet sunan bir kitap. Zaman zaman kelimeler beynimizin kıvrımlarında dans ediyor yine de..
208 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Bence Ahmet Altan Türk edebiyatı içerisinde kendini kanıtlamış bir yazar...kadınları çok iyi çözümlemiş ve onların yaşadıklarını, hissettiklerini çok iyi tasvir edebiliyor..Bence yalnızlığın özel tarihi özellikle insanların kendi iç hesaplaşmalarını bizlere çok başarılı ve direk olarak sunmuş..
208 syf.
·8/10
Sevemeyen ve sevilmeyen bir karakter olan Nermin ve dedesi Hüsrev Bey'in cesaret ve korkularıyla birbirlerini nasıl kabullendikleri ve paylaşamadıkları yalnızlığa nasıl tanık olduklarının hikayesi.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ahmet Altan, en sevdiğim yazarlardandır.Ancak bu kitabın da malesef aynı tadı alamadım. Kitapta dede ve torunun yalnızlıkları ve bu yalnızlık hissi nedeniyle, bunu bastırmak adına bir nevi başkalarını kullanmalarını ancak bunun sonucunda da aslında daha çok yalnızlığa, hatta bir okadar da pişmanlıklara kapıldıklarını okuyoruz. Keşke karakterlerlerin psikolojik durumları daha sindirilerek anlatılsaydı. Çünkü çok hızlı geçişler vardı. Bir anda geçmişte bir anda bugun deyiz. Bir anda Hüsrev beyde bir anda Nermin'deyiz. Bu nedenle bana, kitap çok aceleye gelmiş gibi hissettirdi malesef :(
208 syf.
·204 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap küçük farklı hikayelerden oluşuyor güzel akıcı anlatım dili var. İlk bir iki hikaye beni açmamıştı ancak okudukça sevdim. Dizinde okudukça seveceğinizi düşündüğüm Migrosta da kolayca bulabileceğiniz 6 ₺ ye alabileceğiniz bir kitap
"Bir insanı tanımak istiyorsan onun kimi seçtiğine bak,"... "İnsanların kimliğini onların seçtikleri insanların kimliği ele verir."
"Kızım, sevince bağlanırsın, kendini unutursun, işini unutursun, esir olursun, esarettir sevgi, başka bir şey değil, esaret gülünçtür, esir düşene acırım. İnsan tek doğar, tek ölür..."
İnsanlara hiçbir zaman tam anlamıyla yaklaşamıyorum, en yakınımda
oldukları zamanlar bile gene de benden uzaktalar, üstelik bu benim suçum, onları uzak tutan benim ama bu neyi değiştirir, benden uzaklar ya.
"Kusura bakmazsanız bir şey söyleyeceğim.
"Estağfurullah, buyrun.."
"Siz doğulu erkekler hep böylesiniz. Hep kadınları korumak istersiniz. Onları güçsüz görüyorsunuz. Asıl kendinizin
tehlikede olduğu hiç aklınıza gelmez."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yalnızlığın Özel Tarihi
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Yalnızlığın Özel Tarihi
Yalnızlığın Özel Tarihi
Hüsrev Bey, yattığı yerden, acıyla seyrediyordu kadını. Buradan, bu evden, kendisinden ayrılmaya hazırlanması içini burkuyordu, ansızın gelen bu aşk şiddetli bir acıyla hissettiriyordu kendisini, kadının gitmesine engel olmak, gerekirse yalvarmak istiyordu, ilk kez bir insana böylesine bağlanmıştı. Rosemary'den ayrılmak istemiyordu, burada, bu odada ya da başka bir yerde, başka bir evde ama daima Rosemary'yle birlikte olmak istiyordu. Rosemary gidince, her şey de onunla birlikte gidecekti, geriye büyük bir boşluk kalacaktı. O boşluğu taşımaya gücü yetmeyecekti. Rosemary'nin bir şeyler söylemesini bekliyordu. Onun da aynı üzüntüyü paylaştığını söylemesini, yeniden biraz önce yatakta olduğu gibi ağlamasını istiyordu. Rosemary, saçlarını tarayıp usta hareketlerle ensesinde topuz yaptı, ellerinin hareketi Hüsrev Bey'i üzüyordu, o hareketler kendisine yabancıydı, Rosemary'nin saçlarını tarayıp topuz yapmasını daha önce hiç görmemişti, kadında kendisinin tanımadığı en küçük bir harekete, söze, duyguya katlanamıyordu, saçlarını tarayış biçimine bile dayanamıyordu, saçlarını taraması, sanki yatakta aralarında kurulan yakınlığı, sevgiyi, aşkı bozuyordu.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 190 okur

  • e.c.
  • MeraMeraNoMi
  • Likya
  • Elif Kavas
  • sevde
  • Mehmet deniz
  • Reyhan
  • Hilmi Can Vural
  • Tuğrul bozkurt yavuz
  • mamoste

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.7
25-34 Yaş
%23.2
35-44 Yaş
%53.6
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.9
Erkek
%34.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8 (4)
9
%8 (4)
8
%26 (13)
7
%18 (9)
6
%12 (6)
5
%8 (4)
4
%4 (2)
3
%2 (1)
2
%0
1
%0