Biraz erken ya da biraz geç ölmenin bir anlamı olmadığına göre, yaşamanın anlamı neydi? Zaten yok olacak kumdan şatolar yapmak neye yarıyordu? Büyük bir mücadele içinde olan insanlar böyle şeyler düşünmüyor, kendilerini hayattaki başarılarına adıyorlardı. Ama insanın temel duygusu buydu. Yeryüzü korkusu, yaşam ürkekliği, geçiçi olmanın yarattığı yürek burkulması. Yani boşluk, büyük bir boşluk.
Neydi bu?
Önemsenen bir amaç gerçekleştiği zaman insanın kapıldığı boşluk duygusu mu? Yaşlılara özgü bir karamsarlık mı? Galiba bunların hiç biri değildi sebep.