Günün birinde bir kitap okursunuz, kitabın anlatımını beğenirsiniz ve yazarın diğer kitaplarını da okumaya gayret edersiniz ya ben de bir gün "bir kitap okudum hayatım değişti" cümlesi ile (Yeni Hayat) tanıştım ilk Pamuk'la. Evet anlatımı çok güzeldi ve ben bu yazarın diğer kitaplarını da okumalıydım.
Benim Adım Kırmızı ( yeri başkadır bende) , Kar, Kırmızı Saçlı Kadın, Kafamda Bir Tuhaflık. . Hepsini de çok severek okudum. . Ta ki birçoklarının favori kitaplarında olmasına rağmen Masumiyet Müzesi'ni okuyana kadar.
Sonra nasıl olduysa bir soğukluk duydum Orhan Pamuk'un kitaplarına..
Ama özlemişim hem de çok...
Kara kitap yazarın okuduğum 7. kitabı. ..
Kitabın ilk baskısı 1990 olmasının yanında kısmet bu güneymiş.. Son zamanlarda okuduğum en muhteşem kitap.. Yazarın zekasına bir kez daha hayran kaldım. Yazarın öyle bir üslubu var ki herhangi bir kitap okurken pek de önem taşımayan ifadeler parantez aralarında bir bilgi dağarcığına dönüşüp hayrete düşürür insanı... Toplu iğnenin Türkiye'de ilk hangi fabrikada üretildiğini başka yerde okumazsınız mesela... Ya da hiç olmadık bir konuda Kur'an'dan deliller sunarken bunu Marcel Proust 'un görüşleriyle destekler.. bir bakarsınız kahraman kendisidir aslında, bir bakarsınız anlatıcı. . Konudan uzaklaştığını düşünürken yazarın bir de bakarsınız ki aslında tam ortasına düşmüşsünüz anlatılmak istenenin. . Kitap bir dünyadan başkasına sürükler sizi... Hurufilikten Mevlana'nın aşkı Şems'e nasıl geçtiğini alamazsınız. . Sonra bir bakarsınız Binbirgece masallarının birinin içinde bulursunuz kendinizi.. tarih ile bu günü, gerçek ile düşü, doğu ile batıyı çok güzel harmanlayarak sunar önünüze...
Kitabın kahramanı Galip.. Her nedense kitapta Şeyh Galip'in hikayesini bulmayı bekledim.. Değilmiş... Aslında çok daha fazlasıymış.