Sonuç olarak ‘Yalnız Efe’, genelde bir cinayetten sonraki öç alma hikâyesi gibi görülmekle beraber, özelde haksızlıklara ve zulme karşı çıkışın hikâyesidir.
Osmancık, aslında büyük tereddütlerle başladığım bir kitap oldu. Okumayı aklıma koyduğum için hiçbir kötü yoruma aldanıp okumaktan vazgeçmedim ama bu yorumları görünce insanın ister istemez ruh hali o yönde şekilleniyor.
Kitabı beğenenler çoğunlukta benim gördüğüm kararıyla ama eleştiriler arasında kitabın çok fazla betimleme barındırdığı ve bunun bir zaman sonra insanı bunalttığı filan yazıyordu. Söz konusu kitap tarihi kurgu olunca daha da bir korkuyor insan böyle bir durumdan.
Neyse ki korktuğum hiçbir şey başıma gelmedi. Okumayı düşünenler ve bu tür yorum görüp korkanlar için söyleyebilirim ki kitapta öyle ruh sıkan betimlemeler filan yok, rahat olun.
Osmancık kısaca Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'nin hayatını anlatıyor. Onun fikirsel gelişimini, bir devlet kuracak iradeye nasıl sahip olduğunu aşama aşama anlatıyor.
Tarihi kurgu yazmak benim için hep hayranlık uyandırıcı bir şeydir. Tarihsel olayları, kişileri bir kurgunun içine sokmak, kaleminizle olaylara, kahramanlara şekiller vermek, onları belirli kalıplara sokup, belirli ideolojilere yerleştirmek ne zor iş olsa gerek!
Osmancık'a başlamadan ben aslında bir biyografi okuyacağımı sanıyordum. Aslında biyografi tarzı da var kitabın ama tamamen bu türe ait olduğunu söylemek yanlış olur. Çünkü Tarık Buğra, hepimizin bildiği Osman Bey'e, Osmancık'a öyle güzel bir kişilik giydirmiş, öyle harika bir karakter tasviriyle onu somutlaştırmış ki...
Karakterlerin söyledikleri sözler, gerçekten tarihten alınmış gibiydi. Osman Gazi'yi ilk kez zihnimde canlandırabildim ve bu da onun görüşlerini, ülküsünü daha iyi anlamamı sağladı.
Kitap için, Osmanlı Devleti'nin kuruluş hikayesi demek pek doğru bir ifade olmaz bence. Çünkü aslında kitap Osman Bey'in kurduğu, temellerini attığı bu devletin arkasında duran,