İskender Pala'nın yetkin kalemiyle okuduğum bu eseri gerçekten çok hoş bir dizim ve insanı sıkmayan bir üslup ile okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Mihmandar, Ebû Eyyûb El-Ensarî, o Kutlu Nebi'nin koruyucusu, sözlerinin ve ahlakının taşıyıcısı oldu. O, imanın yaşı, bedeni, hali ve vakti sorgulamadan Allah rızasını kazanmak için nasıl mücadeleye gayret getirebileceğinin göstergesi oldu. O, ta Medine'den buraya İstanbul'a Nebi'nin nurunu getirdi. Rabbim bu güzel kulunun hürmetine bizleri ona layık mihmandar olmayı nasip etsin.
Şimdi herkes ne kadar tarihe hakim olduğunu bir kenara bıraksın ve ne kadar tarih bilmediğine yoğunlaşsın. Bilinmeyen ya da bilinemeyen veya bilinmemesi için neler yapılan tarihi coğrafi, ekonomi, sosyal, toplumsal ve askeri boyutları ile değerlendirmeyi, bu değerlendirmeyi yaparken nesnel bir bakış açısı ile empatik yaklaşım içinde olmayı elzem görmek lazım. Ben bir tarihçi değilim ancak tarihi doğru kaynaklardan incelemeyi ve doğru yaklaşımlarla ele almayı yeğelerim. İşte bu noktada eser bize bunu aşılamaya çalışıyor. Bunu yapabilecek kaç tarihsever ya da "kitsch" sever var?