Roman, gece vakti bir kuyuda bulunan kesik bir baş ile açılıyor. Hüseyin Rahmi'nin ustalığı tam da burada başlar: Kan dondurucu, vahşice işlenmiş bir cinayet sahnesini anlatırken bile araya sokak ağzını, sıradan insanların o anki absürt, korku dolu ama bir o kadar da komik tepkilerini ekler. Aslında bu, hayatın ta kendisidir; en büyük trajedilerin ortasında bile insanın o tuhaf, bencil veya gülünç halleri devam eder. Eser, 1920'lerin İstanbul'unda, özellikle Pera civarındaki kozmopolit, hareketli ama bir o kadar da yozlaşmış yaşamı gözler önüne serer. O dönemin sokaklarını, at arabalarını, farklı kültürlerin bir arada yaşayışını okurken, adeta tarihi bir İstanbul polisiyesinin içinde yürüyormuşsunuz hissine kapılırsınız.
Kesik Baş, dönemin toplumsal eşitsizliklerini ve insanın kendi içindeki karanlık dehlizleri polisiye bir kurguyla, üstelik kara mizahı da elden bırakmadan anlatan bir eser. Hem sokakların nabzını tutan tarihi atmosferiyle hem de suçlunun vicdanına inen evrensel ağırlığıyla okuru yakalamayı başarıyor.
Okudum bitti...
Kitap gayet akıcı. Kitap Kazım Karabekir'in sadece çocukluk, gençlik ve asker olduktan sonra ki anılarını anlatıyor. Cumhuriyet dönemi ve sonrasını kitaba alınmamış. Abdulhamid'e olan düşmanlığı ise o zamanın şartlarına göre tam olarak neden olduğunu anlayamıyoruz. Ama bir vatansever birisi olduğu aşikar. Okumak isteyenler güzel bir biyografi eseri...
Keyifli okumalar...
Sağlıcakla...
HayatımKazım Karabekir · Panama Yayıncılık · 2023952 okunma
Bı polisiye sever olarak gayet beğendiğim ve zevkle okuduğum bir kitap oldu. Diğer serileride okudum. Polisiye severler keyifle okuyabilir. Gerçekten merak ettiriyor sonunu
Polisiye okurlara kesinlikle tavsiye ederim kitabı çok beğendim. Serinin ilk kitabı olan katilin şeyini okudusanizda okumasanizda anlayabileceginiz bir kitap zaten herşeyi detaylı bir şekilde anlatıyor.
Keyifli okumalar
...
Katilin UşağıAlgan Sezgintüredi · Versus Kitap Yayınları · 2010124 okunma
Tolstoy’un Çocukluk adlı eseri, aslında yazarın kendi hayatından izler taşıyan, masumiyetle hüzün arasında gidip gelen çok temiz bir anlatı. Kitabı okurken bir çocuğun gözünden dünyaya bakmanın ne kadar hem basit hem de derin olduğunu hatırlıyorsun.
Tolstoy, küçük şeyleri büyüterek anlatıyor: bir bakış, bir öğretmenin sözü, bir annenin elinin sıcaklığı… Bunları öyle sade ama dokunan bir üslupla veriyor ki, kendi çocukluğuna dönüyorsun ister istemez.