Zayıflattığına inandığımız bir diyet plasebo etkisiyle bizi zayıflatabilir. Bizi mutlu edeceğine inandığımız bir kişiyle birlikteliğimiz bizi gerçekten mutlu edebilir. İnançlar sandığımızdan daha güçlü etkiye sahiptir.
Ortaokulda yaşadığınız sosyal ve bilişsel zorluklar yerine o yılların size daha nostaljik gelen taraflarını hatırlarsınız. Hatta bir şekilde atlattığınızı düşündüğünüz zorluklar bile güzel gelmeye başlar. Bir yandan da artan tecrübeniz nedeniyle geleceğin belirsizliği iyice aşikar olmaya başlar. Böylece eskiye rağbet ederek kaçmayı deneriz.
Önyargı yeterince desteklenmemiş inanç demektir. Popüler kültürdeki algılanışın aksine önyargılı olmak temel olarak iyidir. Bir konuda henüz dayanaksız da olsa bir inancınız olduğunu gösterir. Bu da haklı çıkarım yapmayı mümkün kılacağı için rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Herhangi bir konuda önyargılı olmadan bilgi sahibi olmak söz konusu değildir. Önyargılar haklı çıkarıma direndiğinde, yani haksız çıktığında veya yeterince haklı çıkmadığında olduğu gibi korunmaya devam ederse bağnazlık doğar. Kısacası önyargılar, önyargı olduklarını bildiğimiz sürece, öğrenme süreci için zararlı değil gereklidir. Bu yargıları değiştirme, yani haklı çıkmayan yargıdan vazgeçme cesaretini göstermeli, yeterince haklı çıkarıma dayanmayan yargıyı ısrarla savunma hatasından kaçınmalıyız.
Eleştirel düşünme, başkalarının olduğu kadar kendi düşüncelerimizin de yapısını inceleme, sağlamlığını denetleme pratiğidir. Bu sayede kendimiz hakkında farkındalığımız artar ve kendimizi değiştirme yönünde güç kazanmış oluruz.
Eleştirel düşünme, inançların haklı gerekçelere dayanıp dayanmadığını, böylece onlara bağlı eylemleri gerçekleştirmenin veya gerçekleştirmemenin gerekliliğini ortaya koymak için bulduğumuz yöntemlere verdiğimiz isimdir.