Eğer biz eşimiz olmadan yaşamımızı sürdürebiliyor olsaydık,
istisnasız hepimiz bunu yapardık; ama doğa öylesine kararlı ki, ne
kadınlarla rahat edebiliyoruz ne de onlarsız yaşayabiliyoruz. Bu
nedenle geçici zevklerimizden ziyade kalıcı himayeyi düşünmeliyiz
“...çünkü erkeklerin çoğu seks, kızların çoğu ise adanmışlık istiyor. Kentli, eğitimli gençlik için çözülmez bir çelişki bu. Eğer aileleri ve hormonları onlara çocuk baskısı yapmasa hayatlarından bir şikayetleri yok ama ne yazık ki çocuk, erkeksiz yapılmıyor, onlarda evlenmeden olmuyor. Toplum henüz buna hazır değildi. Herkes için zor olan bu toplum kızlar için katbekat daha zordu. Çılgın gibi katlanarak artan dayak, fırsat eşitsizliği, kapalı çevrelerdeki töre cinayetleri gibi binbir neden kızları mutsuz ediyordu. Güneydoğu’da bu baskılara dayanamayan binlerce kız, dağa çıkıp ellerine Kalaşnikov alarak çarpışmaya başlamıştı. Cinsel deneyim yaşamamış genç erkekler kusurlu görülürken, kızlar için durum tam tersine dönüyordu, bekaretini kaybeden kıza fahişe muamelesi yapılıyordu.”
Bazı erkeklerin, kadınların mesleki gelişimine neden içerlediğini şimdi anlayabiliyorum. Çünkü bu gelişim, seks ideallerini önünü kapıyor, geçici olarak dişiliği örtüyor ve hatta ortadan kaldırıyor
Seks alametleri, sihir ve büyü, erkek cinsel organlarının erekte haldeyken çekici olduğunu ifade eder. Oysa Sümer dini/mitolojik metinlerinde, yalnızca tanrı Enki'nin erekte olmuş bir penisi vardır ve bu da bilhassa yaratma eylemiyle ilişkilidir. Gerçekten de Enki'nin kudretli bir hali olarak görülebilir olmasına karşın, bir Mezopotamya tanrısı için iktidarın temel modeli kesinlikle bu değildir. Diğer tanrılar da yaratma kudretine sahip betimlenir fakat buna telaffuz edimiyle ve sözcükleye ulaşırlar